(4721 S. K. m. 369) (743 S. K. m. 320)
Dava: Davacı Orman Genel Müdürlüğüne izafeten Orman İşletme Şefliği vekili Avukat T. P. tarafından, davalı F. U.'ya velayeten ve asaleten F. U. aleyhine 14.6.2002 gününde verilen dilekçe ile yangına sebebiyet nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın subut bulmadığından reddine dair verilen 26.11.2002 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, yangına sebebiyet verilmesi sonucu uğranılan zararın giderimi istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili davalı küçüklerin sigara içip izmaritlerini söndürmeden atmak suretiyle ormanda yangına sebebiyet verdiklerini, davalı aile başkanlarının da MK.nun 320. maddesi uyarınca sorumlu olduklarını belirterek yangın söndürme giderleri nedeniyle idarenin uğradığı zararın ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece yangının çocuklar tarafından çıkarıldığının kesin olmadığı gerekçesiyle davalı küçükler yönünden, yangının çocuklar tarafından çıkarıldığı anlaşılsa bile aile başkanı davalıların tüm önlemleri aldıkları, özen ve gözetim görevinin gerekli kıldığı bütün tedbirleri aldıkları gerekçesiyle de davalı aile başkanları yönünden dava reddedilmiştir.
Dosyada bulunan olayla ilgili Cumhuriyet Savcılığı hazırlık evrakı kapsamındaki yakalama tutanağı, olay yeri tespit tutanağı ve tanık beyanları ile küçüklerin ikrarlarını içeren beyanları ve bir kısım davalı velilerinin imzalamış olduğu suç tutanağına göre yangın davalı küçüklerin oyun oynamak amacıyla kurumuş çam yapraklarını toplayıp küçük ev yaparak burada içtikleri sigaraların izmaritlerini söndürmeden yere atmaları sonucunda çam yapraklarının tutuşması ile meydana gelmiştir. Bu haliyle yangına davalı küçükler neden olmuşlardır.
Reşit olmayan bir kişinin eğitim ve yetiştirilmesi kural olarak aileye düşer. Bu konu yeni MK 369. maddede ( eski MK. M. 320 ) düzenlenmiş olup, aile başkanının bu konudaki sorumluluğu belirtilmiştir. Bu sorumluluk için ana ilke; ev reisinin gözetimindeki özen ödevini yapmamasıdır. Bir olayda babanın özen ödevini yapıp-yapmadığını tespit görevi hakime aittir. Fakat takdir hakkının yerinde kullanılıp kullanılmadığı Yargıtay denetimine aittir. Hakim, takdir hakkını kullanırken özen ve gözetim görevini bağlı olanın yaşını karakterini olgunluk derecesini, özellikle tehlikesinin varlığını ve çeşitlerini idrak edebilme ve bunları önleyebilme yeteneğini, sosyal çevreyi ve şartları ayrıca gözönünde bulundurmalıdır. Aile başkanı çocuğuna iyi terbiye verdiğini ispat suretiyle sorumluluktan kurtulamaz. Çünkü terbiyeden ve terbiyenin sonuçlarından değil, kendisine düşen özen ve gözetim ödevinin gerekli kıldığı tedbirleri alıp almamakla sorumludur. Ayrıca soyut afaki nasihat ve talimat özen ve gözetim ödevinin yerine getirildiğinin kabulüne elverişli olmaz.
Davalı küçüklerin sigara içip izmaritlerini söndürmeden yere atmaları şeklinde gerçekleştirdikleri eylem onların aile reisleri tarafından yangına sebebiyet verilebileceği, zarara yol açacakları konusunda eğitilmemiş olduklarını gösterir. Tüm bu olgular gözetildiğinde davalı küçüklerin ve aile başkanlarının tazminattan sorumlu tutulmaları gerekir. Şu durumda zarar kapsamı belirlenip sonucuna göre karar verilmelidir.
Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 1.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy