(4721 S. K. m. 1007)
Davacılar F
ve B
vekili Avukat Ü
tarafından, davalılar Hazine ve R.... aleyhine 11/3/2003 gününde verilen dilekçe ile sahte vekaletle yapılan taşınmaz satışından doğan zarar nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda;
Mahkemece davanın reddine dair verilen 9.9.2004 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 14.2.2006 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat Ü
ile karşı taraf davalılardan Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü adına Hazine vekili Avukat K
ve R
vekili Avukat Z
geldiler, diğer davalılar adlarına gelen olmadı.
Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi.
Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davacıların tapuda satın aldığı taşınmazın, davalı noterde düzenlenmiş sahte vekaletname ile satılmış olması nedeniyle, doğan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. MK'nun 1007. maddesi uyarınca dava hazineye ve notere yöneltilmiş olup mahkemece her iki davalı hakkındaki davanın da reddine karar verilmiş, karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, gerçek malik yerine geçerek dava konusu taşınmazı davacılara satan kişilerin, tapu sicilindeki kayıtlardan elde ettikleri malike ait bilgileri kullanarak ve kendi resimlerinin yapıştırılmasını sağlayarak nüfus idaresinden aldıkları kimlik ile taşınmaz satışı için noterde vekaletname düzenleterek bu vekaleti kullanmak suretiyle tapuda gerçekleştirdikleri işlemlerle taşınmazın davacılara satılmış olduğu anlaşılmaktadır. Bundan sonra gerçek malik tarafından açılan dava ile davacılar adına olan tapu iptal edilmiş ve taşınmaz gerçek malike dönmüştür. Böylece davacıların zarara uğradığı açıktır.
Yukarıda anlatıldığı üzere, noterde vekaletname düzenlenirken, her ne kadar nüfus idaresinden alınmış, resim dışında gerçek malike ait bilgileri içeren, sahteliğinin anlaşılması mümkün olmayan kimlik kullanılmış ise de, noterde kalan vekaletname aslına sahte kimlikteki fotoğrafın aynısı yapıştırılmışken, şahıslara verilen vekaletname örneğine farklı bir fotoğraf yapıştırılmıştır. Bu fotoğraflar karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, birbirleri ile önemli derecede farklı oldukları ilk bakışta anlaşılabilir niteliktedir.
Tapu Sicil Müdürlüğünde yapılacak alım satım işlemlerinde kullanılacak böyle bir vekaletname düzenlenirken noterlerin tüm dikkat ve özeni göstermeleri gerekir. Nitekim taşınmazların alım satımına ilişkin vekaletnamelere fotoğraf yapıştırılması zorunluluğu da bunun bir gereğidir.
Diğer taraftan şahısa verilen vekaletnameye yapıştırılan fotoğrafın, sahtecilik işlemini yapanlarca tapu kayıtlarındaki gerçek malike ait resimden çoğaltılmış olması tapudaki işlemlerin yapılmasında önemli derecede kolaylık sağlayan bir unsur olmuştur. Belirtilen nedenlerle davalı noterin vekaletnamenin düzenlenmesinde gerekli dikkat ve özeni göstermediği anlaşıldığından doğan zarardan sorumlu tutulması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğü yönünden ise, sahte vekaletname ve bunun ekindeki nüfus cüzdanı ile tapu kayıtlarındaki bilgiler karşılaştırıldığında, diğer tüm bilgiler birbirleri ile uyumlu olmakla birlikte, satış işleminde kullanılmış olan nüfus cüzdanındaki fotoğrafın gerçek malike ait diğer resimlere benzemediği hemen anlaşılabilecek kadar açıktır. İşlemi yapan görevlinin buna dikkat etmemiş olması kusurlu bir davranıştır.
Bundan önce de sahteciliği yapanların gerçek malike ait bilgi ve fotoğrafı tapu idaresinden temin etmiş olmaları da tapu idaresi açısından bir kusur oluşturur. Açıklanan nedenlerle tapu idaresi de doğan zarardan sorumlu tutulmalıdır.
Yerel mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenle BOZULMASINA ve temyiz eden davacılar yararına takdir olunan 450,00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy