(818 S. K. m. 47) (4721 S. K. m. 24) (1602 S. K. m. 43, 45)
Dava: Davacı Sezai A. vekili Avukat Fevzi C. tarafından, davalı Vural S. aleyhine 24.10.2001 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 19.7.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazına gelince; davacı, avukat olan davalının Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ile Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına verdiği dilekçelerde kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Yerel mahkemece iki yazıda da davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu benimsenerek istemin bir bölümü hüküm altına alınmıştır.
Davacı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Daire Başkanı, davalı ise askeri aracın devrilmesi nedeniyle yaralanan dava dışı bir kişinin avukatıdır. Yaralanan dava dışı kişinin vekili olarak davalı tarafından Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde tazminat davası açıldığı, 29.09.1999'da Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Dairesi tarafından; 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Yasası'nın 43. maddesi gereğince, önce idareye başvurulup ön karar alınması ya da zımni ret süresi geçtikten sonra dava açılabileceği, bu şart yerine getirilmediğinden aynı Yasa'nın 45/c maddesi gereğince dava dilekçesinin başvuru yeri olan Milli Savunma Bakanlığı'na tevdiine karar verildiği; 01.12.1999 gününde davalı tarafından Askeri Yüksek İdare Mahkemesine verilen dilekçe ile Milli Savunma Bakanlığı'nın cevap vermediği, 11.08.1999 günlü dilekçesi ile süresinde dava açıldığı kabul edilerek isteğinin karara bağlanmasını istediği; 18.10.2000'de Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Dairesinin, 11.08.1999 günlü dilekçenin görevli mercie tevdiine karar verildiğinden 1602 sayılı Yasası'nın 36/b maddesindeki şartları taşımayan (reddedilen dilekçe idareye başvuru olarak değerlendirildiğinden) 11.08.1999 günlü dilekçenin dava dilekçesi olarak kabul edilemeyeceği, 1602 sayılı Yasa'nın 45. maddesi gereğince 30 gün içinde dava açılmak şartı ile dilekçenin reddine karar verdiği; davalı tarafından verilen 13.11.2000 günlü yeni dava dilekçesinde 1602 sayılı Yasa'nın 44 ve 45. maddelerine göre dilekçenin reddinin mümkün olmadığı, dilekçede Ancak ülkemizde Ananı kadı yapmış, derdini kime anlatacaksın atasözü gereği, istediğiniz dilekçeyi yazıp gönderiyorum. biçiminde değerlendirmede bulunulduğu; davalı hakkında suç duyurusunda bulunulması nedeniyle başlatılan soruşturma aşamasında davalı tarafından Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesine verilen 09.08.2001 günlü dilekçede de Devlet çömüştür, Devlet çökmüştür diyenler bu devletin Başbakanları Süleyman Demirel ve Tansu Çillerdir. Devleti çökertenlerin de bunlar ve yakın çevreleri olduğu, yolsuzluk-soygunlarının ortaya çıkması ile görülmüştür. Devletin çöktüğü yerde hukukun bu çökmüşlüğün ve kokuşmuşluğun dışında kalacağı düşünülemez. AYİM 2. Dairesi hukuki bir karar vermemiş, keyfi bir karar vermiştir. Kimse kendi kusurundan yararlanarak hak arayamaz. biçiminde nitelemelerde bulunulduğu; 09.08.2001 günlü dilekçede yer alan sözler nedeniyle davalı hakkında açılan ceza davası sonunda Kırıkkale Asliye Ceza Mahkemesince mahkeme heyetine hakaret suçunu işlediğine dair delil bulunmadığı gibi mahkeme heyetini direk hedef almadığı, şikayetlerini dile getirdiği bu itibarla suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle davalının beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Olayın gelişim süreci ve davalının 09.08.2001 günlü dilekçesi tümü ile değerlendirildiğinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin uygulamalarının eleştirildiği, eleştirinin davacıya yönelik olmadığı ve davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığı sonucuna varılmaktadır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden 09.08.2001 günlü dilekçe nedeniyle de manevi tazminata hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 01.12.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy