(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı Mikdat Lamih Çelik vekili Avukat İ.Halil Bakır tarafından, davalı Şanlıurfa Belediye Başkanlığı aleyhine 25.7.2003 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 8.9.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, kararı taraflar temyiz etmişlerdir.
Davacı, davalı Belediye'nin avukatı olduğunu, daha önce dava dışı Ali Harmancı'nın Belediye aleyhine açtığı kamulaştırmasız el atma ve Belediyenin başka bir dosya üzerinden aynı dava konusu taşınmaz için açılan Tapu iptali ve tescil davalarında belediye vekili olarak dosyaları takip ettiğini, kamulaştırmasız el atma dosyasında bedelin tahsiline karar verildiğini ve kesinleştiğini bunun üzerine belediyece yargılamanın yenilenmesi istenildiğini, bu isteme ilişkin 18.4.2002 tarihli yargılamanın yenilenmesi dilekçesindeki sözlerle kişilik haklarına saldırıldığını, diğer tarafın avukatı ile anlaşıp hile ile aleyhe karar verilmesini sağladığının ileri sürüldüğünü belirterek manevi ve maddi tazminat istemiştir.
Yerel mahkemece manevi tazminat istemi kısmen kabul edilmiştir. Dosyadaki kanıtlardan, davacının davalı Belediye vekili olarak sehven Ali Harmancı adına kayıt olunan gerçekte yol olarak ayrılması gereken kısmın tapusunun iptali davası açtığı taşınmaz için Ali Harmancı tarafından daha önce bu taşınmaza belediyece kamulaştırmasız el atıldığından kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açılmış, davacı avukat her iki davada da belediye vekili olarak yer almıştır. Her iki davanın niteliğine göre önce tapu iptali davasının neticelendirilip bunun sonucuna göre kamulaştırmasız el atma davasının sonuçlandırılması gerekirken her iki davada diğer davanın bekletici mesele yapılması istenilmiştir.
Kamulaştırmasız el atma davası son kez 31.1.2002 tarihinde bozulmuş, bu bozma kararı yerel mahkemeye 12.2.2002'de intikal etmiş, davacı avukat 11.2.2002-22.2.2002 tarihleri arasında izinli olmasına rağmen 13.2.2002'de tebligatı bizzat kalemde almış, diğer tarafın avukatı ile 13.2.2002 tarihinde ortak bir dilekçe vererek bozma kararına karşı karar düzeltme isteminde bulunmayacağını bildirmiş, aynı gün dosyanın bozma sonrası tensibi yapılmış, ertesi gün duruşma yapılarak dosya belediye aleyhine karara çıkarılmıştır. Kamulaştırmasız el atma davasındaki bu karar daha sonra taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiş; bu dosyanın kesinleşmesi üzerine tapu iptali tescil davası da reddolunmuştur.
Olayların şu gelişimi itibarıyla davacının izinli iken tebligatı alması, aynı gün yasa yolundan vazgeçip yeniden oturum açılmış ve duruşma ertesi günü yapılmıştır. Bu işlemler sırasında yasal prosedüre uyulmaması nedeniyle davalı belediyenin yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde söylediği sözlerin kullanılması savunma sınırları içerisinde ve uygundur. Şu durumda davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabul usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 08.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy