(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı TEDAŞ vekili Avukat Mehmet D. tarafından, davalı Döne D. aleyhine 8.3.2004 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.9.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, meskende kaçak elektrik kullanılması nedeniyle yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra takip talebinde, asıl alacağa gecikme zammı yürütüldüğü ve takibe konu miktara ise takip tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, asıl alacak miktarı belirlenerek o miktar üzerinden itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmuştur. Davacı, asıl alacak miktarı üzerinden icra takip tarihine kadar işleyen faizin (işlemiş faizin) de hesaplanarak hüküm altına alınması gerektiği nedeniyle temyiz isteminde bulunmuştur.
Kaçak elektrik kullanılması hukuki nitelikçe haksız eylemdir. Davacının bu haksız eylem nedeniyle uğradığı zarar bir kamusal alacak niteliği taşımadığından gecikme zammı yürütülemez. Zarar haksız eylemden kaynaklandığı için ancak olay tarihinden itibaren yasal faize hükmolunabilir. Taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığı ve davalının tacir sıfatı taşımadığı nedenleriyle ticari faiz yürütülemez. Öte yandan bu tür davalarda zarar miktarı yargılama sonucu belirlendiğinden likit bir alacak söz konusu değildir ve bu nedenle icra inkar tazminatına da hükmolunamaz.
Yukarıda genel açıklamalar gözetildiğinde davalı yönünden hukuka aykırı uygulamalar yapılmışsa da davalının temyizi bulunmadığından yanlışlığa işaret olunmakla yetinilmiştir.
Davacının temyiz itirazı yönünden; mahkemece sadece asıl alacak miktarı üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir. Zarar, haksız eylemden kaynaklandığına göre belirlenen asıl alacağa olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle itirazın iptaline karar verilmelidir. Şu durum karşısında yerel mahkeme kararının temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 sayılı bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 05.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy