(1086 S. K. m. 39)
Dava: Davacı İSKİ Genel Müdürlüğü vekili Avukat Hasan Aydın tarafından, davalı CHP Genel Başkanlığı aleyhine 14.9.2001 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 30.4.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR VE Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 27.1.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Davacı idare, davalının kullandığı su parasını ödemediğini belirterek hakkında icra takibi yaptığını, davalının itirazı üzerine, eldeki iş bu dava ile itirazın iptalini istemiştir.
Kaçak suyu kullanan CHP Kartal İlçe Başkanlığıdır. İcra takibi de bunun aleyhine yapılmıştır. İtiraz etmesi üzerine dava açılmıştır. Davalı davaya cevap vermemiştir. 9.2.2002 günlü oturumda mahkeme ara kararı ile, davalının tüzel kişiliği bulunmadığını, bu nedenle de temsilcide hata kabul edilerek, dilekçenin CHP Genel Merkezine tebliğini öngörmüştür. Davacı tarafından bu gereklilik yerine getirilmiştir. Bunun üzerine CHP Genel Merkezince İlçe Başkanlığına su kullanma sözleşmesi yapma yetkisi verilmediğini, İlçe Başkanlığının buna rağmen borç altına girmesinde Genel Merkezin sorumlu olamayacağını savunmuştur. Mahkemede İlçe Başkanlığının Tüzel Kişiliği bulunmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Karar, dairece onanmıştır. Onama kararına katılamıyorum. Şöyle ki;
Bir defa mahkemede çelişkiye düşmüştür. Bir taraftan davada, temsilcide hata yapıldığını, bu nedenle davanın Genel Merkeze yöneltilmesini istemiş, bu husus yerine getirilmesine karşın davayı husumetten reddetmiştir.
Öte yandan davalı İlçe Başkanlığı, Genel Merkezin temsilcisi ve onun direktifi ile hareket eder. Zaten davalı Genel Merkez de bu savunmada bulunmuştur. Bu nedenle de İlçe Başkanlığının üçüncü kişilere verdiği zarardan birlikte sorumludurlar. Parti Tüzüğü iç ilişki ile ilgili bir düzenlemeyi içerir. Mahkeme bu olayda tüzüğün kurallarını gözetemez.
Dava ekonomisi de, davanın dinlenmesini öngörmektedir. Kaldı ki, İlçe Başkanlığının tüzel kişiliği vardır. Olmasa dahi Genel Merkezin temsilcisidir.
Tüm bu nedenler gözetildiğinde işin esasının incelenmesi gerektiği düşüncesi ile mahkeme kararının bozulması gerektiğini, bu nedenle de çoğunluğunun vardığı sonuca katılamamaktayım.
Full & Egal Universal Law Academy