(2004 S. K. m. 89)
Dava: Davacı İller Bankası Genel Müdürlüğü vekili Avukat Gülser Zengin tarafından, davalı Hüseyin Ergül aleyhine 29/11/2002 gününde verilen dilekçe ile İİK 89. maddesinden kaynaklanan menfi tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın konusu kalmadığından karar vermeye yer olmadığına dair verilen 4/11/2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince; dava, İcra İflas Yasası'nın 89. maddesinden doğan menfi tespit istemine ilişkindir. Davalı alacaklı olduğu üçüncü kişinin davacı bankada olan hak ve menfaatlerine haciz konulması amacıyla İİK.nun 89. maddesi gereğince 1. haciz ihbarnamesi göndermiştir. Davacı banka bu ihbar üzerine icra müdürlüğüne süresinde verdiği cevap dilekçesi ile takip borçlusunun henüz bankalarında tahakkuk etmiş bir alacağı bulunmadığını, ileride olduğu takdirde uygulanmak üzere kartına haciz şerhinin konulduğu bildirilmiştir. Bu yazıya rağmen davacı bankaya sonradan İİK.nun 89/2. ihbarı çıkarılması üzerine eldeki dava açılmıştır. Yargılama sırasında davalı tarafa alacağı, borçlunun kesinleşen istihkaklarından ödenmiş olduğundan, konusu kalmayan dava hakkında karar vermeye yer olmadığı şeklinde hüküm kurulmuş ve davacı yargılama giderleri ile sorumlu tutularak lehine vekalet ücreti de verilmemiştir.
Ne var ki, yukarıda açıklanan durum itibariyle davanın açılmasına davalı neden olmuştur. Bu nedenle davalının yargılama giderleri ile sorumlu tutulması ve davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Yerel mahkemece bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. Bunun yanında dava konusu olay hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ve tecrübe ile çözümlenebilir nitelikte olduğu halde HUMK.nun 275. maddesine aykırı biçimde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olması da doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın ( 2 ) sayılı bentte açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, davalının temyiz itirazlarının ise ( 1 ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 218.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy