(4721 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı H. Y. A. vekili Avukat M. O. A. tarafından, davalılar A. T. vd. aleyhine 3/12/2002 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 1/10/2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 21/9/2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat S. T. ile karşı taraftan davalılar vekili Avukat K. D. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçe sinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı Yeni Şafak Gazetesinin 19/9/2002 tarihli sayısında C. Ç. köşesinde Yeter Karar Milletin başlıklı yayından dolayı manevi tazminat isteminde bulunmuş, yerel mahkemece yazı bütün olarak değerlendirildiğinde eleştiri niteliğinde olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Halkı din ve ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmekten hükümlü Ak Parti Genel Başkanı R. T. E.'ın adli sicil kaydının silinmesi talebinin reddine dair Diyarbakır 3 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nden verilen 1/8/2002 gün ve 2002/36 E, 2002/69 Karar sayılı hükmüne karşı yapılan itiraz üzerine Diyarbakır 4 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yapılan inceleme sonunda; 3 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin ret kararının kaldırılmasına ve adli sicildeki mahkumiyet kaydının silinmesine ilişkin 6/9/2002 gün ve 2002/159 mut. karar sayılı hükmüne ilişkin evrakın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile 10/9/2002 günü Yargıtay 8. Ceza Dairesi'ne gönderilmesi üzerine dairece inceleme yapılmıştır. 8. Ceza Dairesi 16/9/2002 tarihli kararında; Diyarbakır 3 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 1/8/2002 tarihli adli sicil kaydının silinmesine ilişkin talebin reddine dair karara karşı yapılan itirazın temyiz niteliğinde olduğu, itirazen dosyayı inceleyerek R. T. E. hakkındaki sabıka kaydının silinmesine ilişkin Diyarbakır 4 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 6/9/2002 tarihli kararın hukuki değerden yoksun hiçbir sonuç doğurmayan yok hükmünde olduğu kabul edilerek talebin reddine ilişkin Diyarbakır 3 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararının onanmasına karar vermiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin bu kararından hemen sonra yayınlanan dava konusu yazıda hiç kimsenin anlamasına imkan olmayan, anladığı takdirde vicdanen kabulüne imkan bulunmayan hukuki ayrıntılarla, 2002 seçimlerinin iktidar adaylarından biri, belki de birincisi olan bir siyasi partinin genel başkanının önünün kesilmeye kalkışılması; Ankara'nın milletin kararını gasp etme girişimi olarak algılanmalıdır, hiç kimse hele siyasi şahsiyetler Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin T. E. ile ilgili kararın altına yargı karandır diyerek saklanmamalı, sözde bir kuvvetler ayrılığından dem vurarak kaçak dövüşmemeli, hiçbir parti lideri, ülkede büyük seçmen teveccühüne hedef bir partinin genel başkanının fi tarihinde okuduğu bir şiirden ötürü ömür boyu siyasi haklarından mahrum bırakılmasını hukuk adına izah edemez. Hele AB uyum yasaları çıkarmış ve bu yolla AB'den müzakere tarihi talep eden bir ülkenin sorumlu siyasi şahsiyetleri olarak, Türkiye'nin AB üyeliğini hak ettiğini, böyle bir uygulama manzarasında hiç savunamaz denilmektedir.
Yayında sözü edilen kararın Yargıtay 8. Ceza Dairesi kararı olduğu açıkça belirtilip, kararın yargı kararı niteliği taşımadığı, bu karar ile milletin kararının gasp edildiği, kararın hukuki ayrıntı niteliğinde olduğu açıklanmıştır. Davacı Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin üyesi olup yayına konu kararda imzası vardır. Bir yüksek yargı mensubu olarak imzasını taşıyan kararın bu şekilde nitelendirilmesi kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup, manevi tazminatın koşulları oluşmuştur. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeksizin davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 375,00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06.10.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy