(1086 S. K. m. 164/son) (29.5.1957 tarih ve 4/16 S.YİBK)
Dava: Davacı Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. vekili Avukat Gonca Gedikoğlu tarafından, davalı Şirin Hırdavat Makine San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine 23.12.2002 gününde verilen dilekçe ile takip borçlusuna borçlu olmadığının tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kabulüne dair verilen 20.11.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Davacı takip borçlusuna borcu bulunmadığının tespiti isteminde bulunmuştur.
Davalı ise, takip borçlusunun davacının işini yapan yüklenici olduğunu, yüklenici olarak yaptığı işler karşılığı para almamasının düşünülemeyeceğini, davacı ile borçlu arasında bu iş nedeniyle davalar bulunduğunu, borçlunun hak edişlerini davacının ödemediğini öğrendiğini belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu hakkında başlatılan icra takibi sırasında 3. kişi durumunda bulunan davacıya İcra ve İflas Yasası'nın 89. maddesi gereğince gönderilen birinci haciz ihbarnamesi üzerine davacının borcu bulunmadığına ilişkin istemi kabul edilmiştir. Davacıya 1. haciz ihbarnamesi gönderilmesi, takip borçlusu ile davacı arasındaki eser sözleşmesinden dolayı takip borçlusunun davacıdan alacaklı olması nedenine dayanmaktadır. Dosyaya sunulan kanıtlara göre bu eser sözleşmesi nedeniyle davacı ile borçlu arasında halen devam etmekte olan davalar bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının takip borçlusuna borçlu olup olmadığı bu davalar sonuçlandığında belirlenecektir. İhbara dayanak olan İcra ve İflas Yasası'nın 89/1. madde ihbarnamesi, 3. kişi yedinde doğmuş ve doğacak olan alacakları içermektedir. Dava tarihinde davacının takip borçlusuna borçlu bulunmamakta ise de borçlu ile aralarındaki ilişki nedeniyle, takip borçlusunun bir alacağının doğması olasıdır.
Şu durumda, davacı ile takip borçlusu arasında İstanbul Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 2001/1246 Esas sayılı dosyasında devam eden davanın sonucu beklenilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmek gerekirken, yerinde görülmeyen yazılı gerekçeyle istemin kabul edilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2- Yargılama sonunda hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir (29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK). Bu bağlamda, yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir.
Diğer yandan, 4667 Sayılı Yasa'nın 77. maddesiyle değişik 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesinde dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtilmiş ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesinde de Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti ... biçiminde anılan yasa hükme koşut bir düzenlemeye de yer verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin ve yargılama giderlerine dahil bulunan vekalet ücretinin davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, vekalet ücreti avukata aittir biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır. Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 30.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy