(4721 S. K. m. 4) (818 S. K. m. 49)
Davacılar Arif Arslan ile Nedim Arslan vekili Avukat Erdem Erken tarafından, davalı Mahsur Obut aleyhine 22.11.2002 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacılardan Arif Arslan'ın isteminin kısmen kabulüne, diğer davacının isteminin reddine dair verilen 14.11.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacılardan Nedim Arslan'ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddi ile ona yönelik hükmün onanması gerekmiştir.
2- Diğer davacının temyizine gelince; davacılar, davalıya ait yerel gazetede yayımlanan haber ve yazıda yer alan anlatımların kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davacılardan Nedim Arslan yönünden istemin sıfat yokluğundan reddine, diğer davacının isteminin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu edilen yayında davacı için söylenen sözlerin ağırlığı ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan miktar azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle davacılardan Arif Arslan yararına BOZULMASINA; öteki davacının temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddi ile kararın ona yönelik bölümünün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacılardan Nedim Arslan'a yükletilmesine ve peşin alınan harcın bundan mahsubuna 08.07.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy