(2918 S. K. m. 85)
Dava: Davacı Muammer Avcı vekili Avukat Nesimi Aksu tarafından, davalı Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı aleyhine 19.7.2001 gününde verilen dilekçe ile yaralamalı trafik kazası nedeniyle ile maddi ve manevi tazminat dava ve birleşen dava ile istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı İçişleri Bakanlığı hakkındaki davanın husumet nedeni ile reddine, diğer davalı Milli Savunma Bakanlığı hakkındaki davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.12.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Milli Savunma Bakanlığı vekili Avukat Havva Güngör tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazası nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Yerel Mahkemenin 03.07.2002 tarihli kararı davalı Milli Savunma Bakanlığı tarafından temyiz edilmiş, dairemizce diğer temyiz itirazları reddedilerek sadece birleşen davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği yönünden bozulmuştur. Tarafların karar düzeltme istemleri ret edilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak davalı İçişleri Bakanlığı hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine diğer davalı Milli Savunma Bakanlığı hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı Milli Savunma Bakanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, ilk davasında 8.000.000.000 lira maddi, 2.000.000.000.lira manevi, ikinci davasında 131.794.961.877 lira maddi tazminat istemiştir. Mahkemece 3.7.2002 tarih 2001/546 Esas 2002/500 Karar sayılı hükümle 139.794.961.877 lira maddi, 2.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsiline karar vermiştir. Bu karar sadece davalı tarafından temyiz edilmiş olup diğer temyiz itirazları red edilerek karar sadece ek davada ki husumet yönünden bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra, son hesap raporunun verildiği 21.05.2002 tarihinin üzerinden bir yılı aşkın bir sürenin geçmesi, bu süre içinde emsal maaşların değişmesi nedeni ile yeniden 11.12.2003 tarihinde alınan bilirkişi raporu ile önceki miktardan fazla olarak davacının toplam 173.342.808.467. lira zararı olduğu belirlenmiştir. Davacı, davalı Milli Savunma Bakanlığı hakkında Ankara 30.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/715 E-733 K.Sayılı davası ile toplam 200 milyar lira maddi tazminat istemiş ve bu dava ile birleştirilmiştir. Mahkemece, son bilirkişi raporu esas alınarak 173.342.808.467. lira maddi tazminatın davalı Milli Savunma Bakanlığı'ndan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemenin daha önce verdiği kararı davacı temyiz etmemiştir. Karar davalının temyizi üzerine bozulmuştur. Şu durumda önceki kararda hüküm altına alınan miktarlar taraflar yönünden usulü kazanılmış hak oluşturmuştur. Bozmadan sonra bu miktarın artırılması yerinde değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenle reddine 24.09.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Konuya ilişkin çekişme davalının temyiz ettiği davacının temyiz etmediği ve davalı lehine bozulan karar uyarınca davacının değişen asgari ücret farkından ve husumetten reddedilen davasına konu olan miktardan ötürü (doğru husumet yöneltilmek üzere) dava açabilip açamayacağı konusunda toplanmaktadır.
1- Davacının husumetten reddedilen ve ana dosyayla birleştirilen 2002/443 sayılı dava dosyası hakkında zamanaşımı süresi içinde dava açabileceği görüşündeyiz.
2- Davacının asgari ücretin değişmesinden kaynaklanan davasını da gene zamanaşımı süresi içinde ve kararın kesinleşmesi tarihine kadar açabilmesi gerekmektedir. Yerel mahkemece verilen karar (davalının temyiziyle dahi olsa) bozulmakla kesinleşmediğinden ve asgari ücret kamu düzeniyle ilgili olduğundan sırf davacının bu kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle davalı lehine usulü kazanılmış haktan söz etmek mümkün değildir. Nitekim konuyla ilgili yüce Hukuk Genel Kurulunun emsal kararları da bulunmaktadır. (YHGK 2.12.1998 98/10, 86,844, 12.12.1990 1990/9-395-633)
Bu bakımdan çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz. Yerel mahkemenin verdiği kararın onanması gerektiği görüşündeyiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy