(818 S. K. m. 41, 49)
Dava: Davacı H. Z. Ö. vekili Avukat N. S. Tarafından, davalı B. G. aleyhine 31.8.2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece asıl davanın reddine; karşılık dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 5.11.2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı ve karşılık davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 7.12.2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı-karşı davalı vekili Avukat H. G. A. ile karşı taraftan davalı-karşılık davacı vekili Avukat C. G. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın reddine ve karşılık dava hakkında da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Mahkemece, davacının düşerek yaralanmasında davalının doğrudan illiyet doğuran fiili davranışı mevcut olmadığı ve kusuru bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre davaya konu yaralanma olayının 29.2.2000 tarihinde meydana geldiği ve aynı gün davacının Alman Hastanesi'ne kaldırıldığı; aynı hastane tarafından daha sonra düzenlenen 21.3.2000 gün ve 86121 protokol saptı yazıda: Davacının 29.2.2000 tarihinde 12.35'de acil servise müracaat ederek saat: 16.54-17.15 arasında genel anestezi altında tutulduğunu yer almıştır. Davacı aynı gün saat: 13.30'da hastane polisi tarafından alınan ifadesinde: Karşıya geçerken çarpan aracın plakasını da belirterek yaralandığını belirtmiştir. Yine aynı gün ve saat: 20.05'de neden yeniden ifadesine başvurulduğu ve bu ifadenin hastanede mi yoksa karakolda mı alındığı da anlaşılmadan aracın üzerine geldiğinde heyecandan düşüp yaralandığını belirttiği görülmüş ve bu ifade hükme esas alınmıştır.
Tüm bu açıklamalara göre; davacının yaralanmasının derecesi, tutanaklar ve olayın gelişim biçimi karşısında, davaya konu zararlandırıcı sonucun davalının haksız eyleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Mevcut olgulara rağmen davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve temyiz eden davacı-karşı davalı vekili için takdir olunan 400.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalı-karşı davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy