(4721 S. K.m. 4, 24) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı İ.K.D. vekili Avukat S.Ş. tarafından, davalı Yeni Gün Haber Ajansı ve diğerleri aleyhine 11.6.2003 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarının ihlal edilmesinden doğan manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.12.2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 8.2.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat Ş.E.İ. ile karşı taraftan davacı vekili Avukat A.K. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Dava, basın yoluyla kişilik haklarının saldırıya uğramasından doğan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir.
a) Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin kararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olayda, yayından sonraki tarihte davacının açıklamalarının yayınlanarak, yayındaki hatanın kabul edilmiş olması ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan tazminat miktarı çok fazladır. Daha alt düzeyde tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
b) Davaya konu edilen olayda, mahkemece ilenen tazminatın kısmen hüküm altına alınması ile, davalıların hukuka aykırı eylemlerinin sabit olduğu belirlenmiş, böylece hem hukuka aykırılığın saptanmış olması ve hem de yararına tazminata hükmedilerek davacının tatmin duygusu sağlanmıştır. Somut olayın özelliğine, haberin verilişinden bu yana uzunca bir sürenin geçmiş bulunmasına ve BK.'nun 49/2. maddesi ölçüleri esas alındığında ayrıca yayına da karar verilmesi yanlış olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine, temyiz eden davalılar yararına takdir olunan 400,00 YTL duruşma avukatlık ücretinin de davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy