(818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 24, 25)
Dava : Davacı N. vekili Avukat S.O. tarafından, davalı M. aleyhine 06.02.1998 gününde verilen dilekçe ile tehdit nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 30.10.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının avukat olduğunu, davalı aleyhine İcra takibi yaptığını, bu takip sırasında davalının hacze gelindiği takdirde davacıyı öldüreceğini belirterek davacıyı tehdit ettiğini belirterek manevi tazminat istemiştir.
Yerel mahkemece istem reddedilmiş" karar davacı yanca temyiz edilmiştir.
Hukuki yapısı itibariyle tehdit, başkasına ağır ve haksız bir zarara uğratacağının bildirilmesidir. Somut olayda da davacının ölümle tehdit edildiği iddiası söz konusudur. Bu şekildeki sözlerin davacının yaşam güvenliğini ve dolayısıyla ruh bütünlüğünü bozacağı, güven içinde yaşama duygusunu zayıflatacağı, onun toplum içinde güvenli ve onurlu yaşama olgusunu zayıflatacağı, giderek ortadan kaldıracağı açıktır. Böyle bir sonucun da kişinin kişilik değerlerindeki yaratacağı olumsuz sonuçlar nedeniyle saldırı oluşturacağı kabul edilmelidir.
Şu durumda mahkemece yapılacak iş, davalının ölümle tehdit eylemini yapıp yapmadığı belirlenerek varılacak sonuca göre karar vermektir. Yerel mahkemece bu yön gözetilmeden tehdit suçundan dolayı manevi tazminat verilmez anlamına gelen gerekçe ile davanın reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy