(818 S. K. m. 357)
Dava: Davacı Ali Eroğlu vekili Avukat Mehmet Evrensel tarafından, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine 23.8.2002 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; husumet nedeniyle davanın reddine dair verilen 15.5.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalının yaptığı çevreyolu inşaatı sırasında suların akacağı menfez düşünülmediğinden biriken suların tarlasındaki pancar mahsulüne zarar verdiğini, hatalı inşaat yapan davalının bu zarardan sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı, çevreyolunu yüklenicinin yaptığını ve eser sözleşmesi hükümleri gereğince onun sorumlu olacağını savunmuştur. Mahkemece, savunma doğrultusunda yüklenicinin sorumlu olduğu belirtilerek husumet yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi, belge ve açıklamalardan; davalı tarafından yapılan plan ve projeye uygun olarak çevreyolu inşaatının dava dışı yüklenici tarafından yapılmakta olduğu, dava ve yargılama sırasında da bu inşaatın devam etmekte olduğu, plan ve projeye uygun olarak yol altına menfez yapılmadığı nedeniyle davacının tarlasında su birikimi oluştuğu anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesinin 29. maddesinde plan ve proje değişikliği yetkisinin davalıya ait olduğu belirtilmiştir. BK. nun 357/3. maddesindeki düzenleme gereğince işin sözleşmeye uygun olarak yapılmasından doğan davacı zararı nedeniyle, yüklenicinin davalıyı haberdar edip etmediği araştırılarak davalıyı uyardığının belirlenmesi durumunda davalının sorumluluğu yönünde karar verilmesi, davalı uyarılmadı ise şimdiki gibi ve aynı gerekçelerle davanın husumetten reddedilmesi gerekirken, mahkemece bu yön araştırılmadan ve eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01.11.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
11.2.1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının I. bendinde açıkça belirtildiği gibi, bir kamu kurumu tarafından verilen kararlar üzerine plan ve projesine göre bir yol yapılması dolayısıyla evinin duvarı yıkılan veya bodrum katını sel basan, bir su tesisi yapılması neticesinde tarlasındaki sular çekilip ağaçları ve mahsulleri kuruyan veya tarlası artık ekin ekilemez hale gelen yahut tarlasının kenarından geçen derenin kuruması yüzünden tarlası susuz kalan veya su tesisinin bozukluğu yahut bakımındaki ihmal yüzünden tarlasını sular basıp bu suların getirdiği kumlardan dolayı tarlası artık ekin ekilemeyecek duruma düşen kimsenin uğradığı zararlar gibi zararlar idari kararın ve fiilin neticesinde meydana gelen zararlardır. Zira bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırması idari bir karar olduğu gibi, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve projeler yapıp o plan ve projeler gereğince işi görmesi de kararın neticesi olan birer idari eylemdir. O halde sözü edilen kararda örnek olarak belirtilen bu eylemlerden doğan zararların ödettirilmesi istekleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi hükmünce bir tam yargı davasıdır ve bu davalara bakmaya idari yargı yeri görevlidir.
Temyize konu edilen uyuşmazlıkta davacı, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılan çevre yolu inşaatı sırasında suların akacağı menfez düşünülmediğinden biriken suların tarlasındaki pancar mahsulüne zarar verdiğini, bu zarardan hatalı inşaat yapan davalının sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürdüğüne ve bu haliyle isteğin hizmet kusuruna dayandığına göre, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddi gerektiği düşüncesindeyim.
Davacı vekili, karayolunun inşası sırasında suların geçişi için menfez ve geçiş yerleri düşünülmediğini, bu yüzden yağan yağmur sonucu müvekkilinin ektiği pancar ürününün su altında kalarak zarar gördüğünü bildirerek zararının giderilmesini istemiş, mahkemece, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yaptığı tahkikat, hüküm vermeye yeterli değildir. Yüklenicinin projede menfez olmasına rağmen bunu yapmamış veya projeye aykırı imalat yapmasından ötürü zarar meydana gelmişse şimdiki gibi karar verilmeli, projede menfez ve geçiş yerleri yok ve yüklenici projeye göre karar vermiş ise o takdirde 11.2.1959 gün ve 1958/17-1959/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davalının hizmet kusuru olduğu kabul edilerek davanın yargı yolu nedeniyle reddi gerekir. Yerel mahkemenin bu hususları araştırmadan davanın reddine karar vermiş olmasını doğru görmediğimden yüce çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy