(1136 S. K. m. 164/son) (1086 S. K. m. 417/1, 423/b-6)
Dava: Davacı Abdurrahman Hız vekili Avukat Özcan Aksoy tarafından, davalı Niyazi Barka ve Birgül Barka aleyhine 31.8.2001 gününde verilen dilekçe ile yaralamalı trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminatın dava ve ıslah dilekçesi ile istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 8.12.2003 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili Avukat Ergül Aykol tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir. ( 29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK. ). Bu bağlamda, yargılama giderleri, aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir. ( HUMK.m.417/1, m. 423/b.6 ).
Diğer yandan, 4667 sayılı Yasanın 77. maddesi ile değiştirilen 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesindeki düzenlemede; dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtildiği gibi; bu hükme koşut bir düzenleme de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde "yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti" biçiminde yer almıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun, davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir.
Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin -ve bu bağlamda vekalet ücretinin- davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, "vekalet ücreti avukata aittir" biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki "bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez" biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK.nun 438. maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Yukarıda ( 2 ) sayılı bentte gösterilen nedenle temyiz olunan hükmün vekalet ücreti ile ilgili bulunan 7. bendindeki "davacı vekiline verilmesine" sözcük dizisinin çıkarılmasına, yerine "davacıya verilmesine" dair sözcük dizisinin yazılmasına, diğer temyiz itirazlarının ( 1 ) sayılı bentte açıklanan nedenle reddi ile kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 3.11.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 28.8.2000 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanıp %16 oranında sürekli beden gücü kaybına uğramıştır. Olaydan sonra davalılar tarafından davacıya tedavi giderleri ve maddi zararına karşılık olmak üzere 8.11.2000 tarihinde 3.000.000.000 TL ödendiği tarafların kabulündedir. Mahkemece, davacının geçici ve daimi işgücü kaybı karşılığı maddi zararı bilirkişi raporuyla hesaplattırılmış ve bulunan tazminattan daha önce ödenen 3.000.000.000 TL düşülerek kalan kısmın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111. maddesi hükmüne göre "Bu kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldırılan veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. "
Bilindiği üzere bu tür davalarda tazminat hesabı bilirkişi raporunun alındığı tarihe en yakın tarihteki gelir esas alınarak özellikli bir yöntemle yapılmakta, zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminatın haksız eylemin vuku bulunduğu tarihte muaccel geldiği kabul edilerek olay tarihinden itibaren faize hükmedilmekte ve faraziyeye dayalı bu hesaplama sürekli tartışmalara yol açmaktadır. Bu durumda genellikle birkaç yıl süren yargılama sürecinin sonlarına doğru yapılan tazminat hesabının belirlenmesinden sonra yıllar önce gerçekleşen ödemelerin hesaplanan miktardan aynen indirilmesi adalet ve hakkaniyet duygularını incittiği gibi borcunu hemen ödeme yolunu seçen kişileri de pişman etmektedir.
Burada yapılacak iş, davasız ödeme tarihine göre de bir tazminat hesabı yaptırılarak ödenen miktar ile son hesap tarihindeki tazminat miktarı arasında oranlama yapıp hükmedilecek miktardan bu oranda bir indirim yaparak, her iki tarafın da menfaatini denkleştirerek hakkaniyete uygun karar vermekten ibarettir.
Davalıların temyiz itirazları bu nedenle yerinde olup dairemiz kararının 1. bendindeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy