(818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Semra Özaydınlık vekili Avukat Ünal Eral tarafından, davalı Yimpaş aleyhine 27.10.2000 gününde verilen dilekçe ile haksız haciz nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.12.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, dava kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Davacı, davalı şirketten aldığı mallar karşılığı takside bağlanan borcunun teminatı olarak boş senet verdiğini, borcunu zamanında ödediği halde kendisi ve kredili satış sözleşmesinde kefil olan kişiler aleyhine icra takibi yapıldığı ve kendisi tarafından açılan menfi tespit davasına rağmen maaşına haciz konulması nedeniyle üzüldüğünü, oysa borcunu ödediğini belirterek manevi tazminat istemiştir. Yerel mahkemece, alacağın takipten önce ödendiği kabul edilerek haksız takipte bulunulduğundan dava aynen kabul edilmiştir. Dosyadaki belgelerden ve özellikle davalı vekilinin Ağır Ceza Mahkemesinde görevi kötüye kullanmak suçundan yargılanmasına ilişkin ceza dosyasından, davacının davalı şirketten aldığı mallar karşılığı taraflar arasında kredili satış sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin kefillerce de imzalandığı ve borcun garantisi olarak senet verildiği ve fakat davacı taksitleri aksatınca vekil vasıtası ile icra takibi yapıldığı, davacı ve kefillerce takibe itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Takip kesinleştikten sonra davacı elden vekile bir miktar ödemede bulunmuş ve onanıp kesinleşen ceza dosyasına göre davalı vekilince davacının kefillerine ibraz etmesi için kartvizit arkasına, alacağın icra dosyasına mahsuben haricen alındığı borcun ödendiğine dair ibareler yazılarak verildiği sabittir. Yine ilgili ceza dosyasından bu kartvizit verildiğinde ceza dosyası kapsamına göre davacının borcunun tamamını ödemediği olgusu da saptanmıştır. Hukuk hakimi her ne kadar ceza hakiminin kararı ile bağlı değilse de, ceza hakiminin belirlediği maddi olgu ile bağlıdır. Şu durumda davacının davalı şirkete borcu olduğu ve bu nedenle hakkında yapılan icra takibi sırasında maaşına haciz konulması istenildiğinden, davalının hukuka aykırı bir eylemi söz konusu değildir. Bu nedenle davanın tümden reddi gerekirken aynen kabulü usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy