(4721 S. K. m. 4)
Dava: Davacı Y. Y. Ergün vekili Avukat H. Bıyıklı tarafından, davalı A.K. Tanrıkulu ve diğerleri aleyhine 16.11.2000 gününde verilen dilekçe ile yargı kararının uygulanmaması nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.12.2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan E. Türk ve N. Türk vekili, duruşmasız olarak da diğer davalı A. K. Tanrıkulu vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 8.3.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan asil E. Türk geldi, diğer davalı ile karşı taraftan davacı adlarına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılar E. Türk ile N. Metin' in aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalı A. K. Tanrıkulu'nun temyiz itirazlarına gelince, dava, Karadeniz Birlik Genel Müdürü olan davacının Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından görevden alınmasına ilişkin işlemin yürütmesinin durdurulmasına dair 16.8.2000 tarihli Danıştay kararının uygulanmaması nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Davalı Bakan, idari dava sırasında verilen 16.8.2000 tarihli yürütmeyi durdurma kararı üzerine, davacının göreve iade işlemini yaptığı, ancak 16.6.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4572 sayılı yasa gerekçe yapılarak Karadeniz Birlik tarafından bu emrin yerine getirilmediği ve davacının göreve başlatılmadığı, bunun üzerine davalı Bakanın, Bakanlık Hukuk Müşavirliğinden de görüş alarak davacının göreve başlatılması için adı geçen birliğe yeniden yazı yazdığı, ancak birliğin de hukuki mütalaalar almak suretiyle davacıyı göreve başlatmadığı anlaşılmaktadır. Bundan sonra davacının işçi statüsünde oluşu nedeniyle bakanlıkta eşdeğer bir göreve de atanması mümkün olmamıştır. Danıştay yürütmenin durdurma karar tarihinden kısa süre önce yürürlüğe girmiş olan 4572 sayılı yasa ile Karadeniz Birlik kuruluşunun hukuki statüsünün değişmiş olması, geçiş aşamasındaki uygulama belirsizliği, yeni yasada bakanlığın atama yetkisinin bulunmaması gibi yeni durumların ortaya çıkmış olması karşısında davalı Bakan tarafından yargı kararının uygulanması yönündeki çabalarına karşın bu mümkün olmamıştır. Bu durumda olayda kusuru veya ihmali ya da özensiz bir davranışı bulunmayan davalı A. K. Tanrıkulu hakkındaki dava reddedilmelidir. Yerel mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan adı geçen davalının da tazminatla sorumlu tutulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalılar E. Türk ile N. Metin' in diğer temyiz itirazlarına gelince,
Davaya konu olan işte kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir.
Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu edilen olayların gelişim biçimi, dosyadaki tüm kanıtlar, olay tarihi ve yukarıda gösterilen ilkeler gözetildiğinde mahkemece davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdiri için kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2 sayılı bentte gösterilen nedenle davalı A. K. Tanrıkulu yararına, 3 sayılı bentte gösterilen nedenlerle diğer iki davalı yararına BOZULMASINA, davalıların diğer temyiz itirazlarının ise 1 sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 08.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy