(4721 S. K. m. 41, 47)
Dava: Davacı Y. Kuruk tarafından, davalı C. Çiğiltepe aleyhine 21.3.2003 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 9.3.2004 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 8.3.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı asil Y. Kuruk ve vekili Avukat M. N. Seçen ile karşı taraftan davalı asil C. Çiğiltepe geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Gerek yanlar arasında ve gerekse de mahkemenin kabulü bakımından, oluş (sübut) sorunu çekişmesizdir. Buna göre, taraflar aynı iş yerinde çalışmaktadır. Davacının sorumluluğunda bulunan iş makinesi yokluğunda ve davalının isteği ile dava dışı B. Küçüksebin tarafından kullanılmış, ancak araç çamura saplanmıştır. Durumu öğrenen davacı tepki göstermiş ve olay yerinden birlikte dönüşleri sırasında davalı tarafından arkasından ve belinden kucaklanıp kaldırılarak sallanmış ve bırakılmıştır. Davacının, olay öncesi itibariyle belinden rahatsız olduğu ve bu durumun davalının bilgisinde olduğu da sabittir.
Konuya ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunda, davacıda olay öncesinde mevcut rahatsızlıktan kaynaklanan ağrının çeşitli işlerin yapılması sırasında ortaya çıkabileceği gibi; davalı tarafından kaldırılıp sallandırılması nedeniyle de ağrı yakınmalarının artabileceği görüşüne yer verilmiştir.
Mahkemece, tanık anlatımlarında olayın bir şaka olduğunun ifade edildiği ve taraflar arasında bir kavga veya tartışmanın yaşanmadığı; davacının olaydan sonra bir yakınmasının bulunmadığı ve beş gün sonra hastaneye yattığı; bilirkişi raporunda ağrıların sübjektif olabileceğinin yer aldığı; eylem ile davacının rahatsızlığı arasında bağ kurulamadığı gerekçe gösterilerek, yazılı biçimde hüküm oluşturulmuştur.
Davanın dayanağı BK. m. 41 ve m. 47 hükümleridir. BK. m. 41 düzenlemesi karşısında, savsama niteliğindeki eylemler de tazminat sorumluluğunu gerektirir. Bu bakımdan, davalının sabit olan eylemini şaka amacıyla yapmasının; hukuksal sorumluluğun varlığının saptanması noktasında bir değeri yoktur. İradi davranışı ile ortaya çıkan zararlı sonuçtan davalı, en azından savsama düzeyinde ihlalde bulunan olarak sorumludur. Bu anlamda şaka, hukuki sorumluluğun temelini oluşturan kasıt veya savsamanın dışında; bir güdü veya dürtü (saik) olarak, ancak tazminat miktarının belirlenmesi bakımından değerlendirilebilir. (BK. m. 43). Açıklanan nedenle, davanın reddi gerekçeleri arasında gösterilmesi doğru görülmemiştir.
Diğer yandan, hükme de esas alınan raporda, davaya konu eylem nedeniyle davacıda mevcut ağrı yakınmalarının artabileceği görüşüne yer verilmiştir. Davacının rahatsızlığına ilişkin öznel durumunun, davalının bilgisi kapsamında olduğu gözetildiğinde; davacıya yönelik davranışlarında, daha yüksek bir özen göstermesi gerektiği de açıktır. Yine, olayın hemen sonrasında sorun edilmeyen davaya konu rahatsızlığın, niteliği bakımından makul sayılabilecek bir sürede ortaya çıkması yaşam deneyi kurallarına uygun olduğu gibi; hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir niteliktedir.
Şu durumda, davalının eylemi ile ortaya çıkan zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının varlığı kabul edilmelidir. Mahkemenin, gerekçesine dayanak yaptığı olgular, hukuki sorumluluğun belirlenmesi bakımından değil; zararın kapsamının tayin ve takdirinde göz önünde tutulabilir. Açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 400,00 YTL. duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 08.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy