(4721 S. K. m. 1007)
Dava ve Karar: Davacı İsmail Solak tarafından, davalı Tapu Sicil Müdürlüğüne izafeten Hazine aleyhine 1.3.2001 gününde verilen dilekçe ile MK. nun 1007. maddesine dayalı tapu sicilinin gereği gibi tutulmamasından kaynaklanan tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.3.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, MK. nun 1007. maddesine dayalı tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, istem kabul edilmiş, karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, Antalya Demircikara Mahallesi 503 ada 189 parselde kayıtlı 219.292 m2 lik taşınmazın 800/19280 hissesini 12.1.1970 tarihinde satın aldığını, taşınmazın kadastro müdürlüğünün talebine istinaden yüzölçümünün 122.932 m2 olarak tashih edildiğini ve bu arada 25.1.1988 tarihinde taşınmazın imar uygulaması gördüğünü, imar uygulaması ve yüzölçümü tashih işleminin 20.6.1988'de tapuya tescilinin yapıldığını; düzeltilen yüzölçümü uyarınca %35'lik düzenleme ortaklık payı da düşüldüğünde davacıya ifraz edilen parsellerden toplam net 291 m2 yer verilmesi gerekirken tapu sicilinin tutulmasında gerekli özen gösterilmemesi nedeniyle 141 m2 yerin kaybolduğunu belirterek uğradığı zararın giderimini istemiştir. Davacının mesaha düzeltilmesi işlemine itirazı olmayıp uyuşmazlık imar uygulaması işleminin tapu siciline geçirilmesi sırasında davacıya ifraz edilen gayrimenkullerden eksik hisse verildiği hususundan kaynaklanmaktadır.
Tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güvenlerini sağlamak bakımından Medeni Kanunun 1007. maddesi ile tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan ötürü devletin doğrudan sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiştir. Bu sorumluluk, objektif sorumluluk olduğundan zarara uğrayan doğrudan devletten zararın ödetilmesini isteyebilir. Medeni Kanunda düzenlenen ve Borçlar Kanununun haksız fiil sorumluluğuna ilişkin kurallarında uygulanacağı ve bu nedenle adli yargıda bakılacak bu davalarda zarar, sicil tutma kavramına giren bir işlemden veya böyle bir işlemin yerine getirilmemiş olmasının yanında hukuka aykırılığı da gerekli kılmaktadır. Ancak, devletin sorumluluğundan söz edilebilmesi için, tapu sicilinin tutulmasında sicil muhafızı ya da memurunun hukuka aykırı bir işleminin ve bununla zararlı sonuç arasında nedensellik bağının varlığı da zorunludur. Sicil tutulması ile ilgisi olmayan kanun yolları gösterilmiş ve bu yollara müracaat suretiyle düzeltilmesi olanakları bulunan imar uygulaması çalışma ve faaliyetleri sırasındaki işlemler tapu sicil tutma kavramı içinde düşünülmelidir.
Somut olayda davacının 800/19280 hissesini satın aldığı 503 ada 189 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü kadastro müdürlüğünün yazısı üzerine düzeltilmiş, bu arada 25.1.1988 tarihli encümen kararı ile dava konusu parselin içinde bulunduğu bölgede 3194 sayılı İmar Yasasının 18. maddesi uyarınca imar uygulaması yapıldığı ve 20.6.1988 tarihinde yüzölçümü düzeltme işlemi ile aynı tarihte tapuya tescil edildiği, imar uygulaması evrakları, ölçekli krokiler ve hissedarları ile hisse oranlarını gösterir imar dağıtım cetvelleri ekli olarak tapu sicil müdürlüğüne gönderilmiş ve tapu sicil memurunca da imar dağıtım cetveline uygun olarak tapuya tescil edilmiştir. Aynı bölgede bazı parseller için de, 21.4.1992'de 2. imar uygulaması yapılmıştır. Bu uygulamada da ölçekli krokiler ile birlikte davacının ismini ve hisse oranlarını da gösteren imar dağıtım cetveli tapu siciline gönderilmiş ve tapuya tescil bu işlemlere uygun olarak yapılmıştır. Davacının her iki imar uygulamasına herhangi bir itirazı olmamış, tapu sicil görevlisi kesinleşen imar uygulamalarını ve orada belirtilen davacı hisselerini tapuya aynen geçirmiştir. Şu durumda, zarar, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmamıştır. Bu nedenlerle davanın reddi yerine kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, 16.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy