(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı Ulvi Akgül (asaleten, Lütfü Can Akgül'e velayeten) ve Nurten Akgül vekili Avukat Zeki Tezel tarafından, davalı Yüksel Acar (asaleten, Mehmet Acar'a velayeten) aleyhine 15.1.1999, 29.8.2000 ve 16.11.2000 gününde verilen dilekçeler ile tazminat ve faizinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.12.2003 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız incelemesi davacılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 13.7.2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat Cavit Gökkaya ile karşı taraf davacılardan asil Ulvi Akgül ve vekilleri Zeki Tezel geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalıların öteki temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiştir. Karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacılardan Nurten Akgül iddiasında, iki çocuklu olduğunu çocuklardan birisinin dava konusu olayda ölmesi üzerine yeniden çocuk yapma gereksinimi duyduğunu ancak doğal yollardan çocuk sahibi yapamayacağının anlaşılması üzerine tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olmak için tedavi olması gerektiğini belirterek bu nedenle yapılan giderlerin de hüküm altına alınmasını istemiştir. Mahkemece bu kalem istek de hüküm altına alınmıştır. Oysa bu istek davacının kişisel tercihidir. Hukuk düzeni bu gibi özel ve kişisel tercihleri düzenleme altına almamıştır. Bu haliyle böyle bir istemin zararlandırıcı eylemle hukuka uygun illiyet bağı yoktur. Bu kalem istemin reddi gerekir. Yerel mahkemece bu yönün gözetilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacının öteki temyiz itirazına gelince; davacılar, 2000/1047 Esas sayılı bu dosya ile birleşen davada, ilk davada istenen tazminatın birikmiş faizinin hüküm altına alınmasını ve ayrıca dava tarihinden sonrası için de faiz yürütülmesini istemiştir. Yerel mahkemece ilk davada istenen 6.500.000.000 lira destekten yoksun kalma tazminatı için birleşen 2000/1047 Esas dava tarihi olan 16.11.2000 tarihinden itibaren faiz yürütülmemiş olması bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (3) nolu bentte gösterilen nedenle davacılar yararına (2) nolu bentte gösterilen nedenle davalılar yararına BOZULMASINA, tarafların öteki temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılar vekili için takdir olunan 375.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalılara ve temyiz eden davalılar vekili için takdir olunan 375.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin de davacılara yükletilmesine ve peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 13.7.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy