(818 S. K. m. 47)
Dava: Davacı İ. Kaya tarafından, davalı F. Güner aleyhine 3.2.2003 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; birleştirilen davanın reddine, asıl davanın ise kısmen kabulüne dair verilen 17.10.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ve birleştirilen dosya davacısı tarafından temyiz olunmuştur.
Davalı ve birleştirilen dosya davacısının asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına ilişkin olarak; Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan işte davacı ve birleştirilen dosya davalısının ceza yargılamasında haksız tahrik olarak kabul edilen tutum ve davranışları ile yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde tutulduğunda, hükmedilen tazminat miktarı fazladır. Mahkemece, daha alt düzeyde bir miktar manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davalı ve birleştirilen dosya davacısının birleştirilen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı ve birleştirilen dosya davalısının, konut dokunulmazlığını bozma eylemi nedeniyle mahkum edildiği ve kararın kesinleşmiş bulunduğu sabittir. Şu durumda, kişisel varlıklar arasında bulunan konuta saygı gösterilmesini isteme hakkı zarara uğratılmıştır. Davacı ve birleştirilen dosya davacısının konuta gelmesi, ısrarla girmek istemesi ve kapıyı zorlaması eylemleri kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Bu bakımdan, manevi tazminat sorumluluğunu gerektirir. Mahkemenin, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı nedeniyle tazminata hükmedilmesine yer olmadığına ilişkin gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Kararın, davalı ve birleştirilen dava davacısı yararına uygun bir miktar manevi tazminat takdir edilmek üzere bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy