(818 S. K. m. 41, 42, 43) (4721 S. K. m. 4)
Dava: Davacı Maliye Hazinesi vekili Avukat Merih Durukan tarafından, davalı Kadir Polat aleyhine 3.12.2001 gününde verilen dilekçe ile ikmal astsubayı olan davalının devir ve teslim işlemi sırasında eksik malzeme teslim etmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmininin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.1.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, Erzincan ili Kemaliye ilçesinde ikmal astsubayı olarak görev yapan davalının zimmetinde bulunan ordu malzemelerini eksik teslim etmesi nedeniyle malzeme bedellerinin ödetilmesi istemine ilişkindir.
Davalı, dava konusu edilen malzemelerden bir kısmını Kemaliye ilçesine bağlı köy karakol komutanlarına el senedi ile teslim ettiğini, ancak, sonradan kendisine iade edilmediğini, bu malzemelerin ilgili karakollarda kaybolduğunu, bu kayıpların görevlerinin yoğunluğu, terör olaylarının etkisi, bölgenin zor şartlarından kaynaklandığını ileri sürmüştür. Davalının askeri ceza mahkemesinde yargılanması sırasında zarar, 413.899.488 lira olarak belirlenmiş ve davalı hakkında zimmetini takip etmeyerek malzemeleri eksik teslim etmesi nedeniyle görevi ihmal suçundan cezalandırılmasına ve Hazine zararının takip ve tahsil hakkının saklı tutulmasına ilişkin hüküm kurulmuştur. Ancak sonradan mahkemece kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilmiştir. Anılan ceza dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda, davalının zimmetini takip edememesinin nedenleri olarak gösterilen; davalının bu görevi ilk defa yapması, acemi olması, bölgede terör örgütünün etkin faaliyette bulunması gibi hususların eldeki bu davada da mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kural olarak, gerçek zarar hüküm altına alınmalıdır. ( BK.m.42 ). Bu da, zararlandırıcı eylemden önceki durum ile sonrası arasındaki farktan ibarettir. Ancak, hakim, durumun özelliğini de gözetmekle yükümlüdür. ( BK.m.43/1 ). Yasa koyucu, bu hükümle hakime, her somut olayın özelliğine göre tazminatın kapsamını belirleme ve hakkaniyet çerçevesinde takdir yetkisini kullanma imkanını, daha da ötesinde görevini vermiştir. Hakim burada, karşılıklı yararlar dengesini de göz önünde tutacaktır. Şu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan nedenler değerlendirilmeden saptanan tazminat miktarından BK.m.43/1 ve MK.m.4 hükümleri uyarınca, bir hakkaniyet indirimi yapılıp yapılamayacağının tartışılmaması bozmayı gerektirmiştir.
3- Dava dilekçesinde, zarar bedeli olan 413.899.488 liranın olay tarihinden itibaren işlemiş olan faizi ile birlikte toplam 1.173.290.000 liranın yasal faizi ile tahsili istenmiştir. Mahkemece, istem gibi davanın kabulüne karar verilmiş olup 1.173.290.000 lira alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline dair hüküm kurulmuştur. Ancak mahkemece asıl alacak miktarı olan 413.899.488 lirasına zimmet tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken faize faiz yürütülecek şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Karar bu nedenle de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 ve 3 ) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy