(2577 S. K. m. 9) (1086 S. K. m. 1)
Dava: Davacı Dursun Çelik vekili Avukat İhsan Ceylan tarafından, davalı Karatay Belediye Başkanlığı aleyhine 01.12.2003 gününde verilen dilekçe ile haksız yere yıkılan ev nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; idari yargı yerinin görevli olduğuna dair verilen 02.03.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, davacı tarafından uzun süredir besicilik yaptığı binaların davalı belediye tarafından yıkılması nedeniyle tazminat isteklerine ilişkindir. Mahkemece binalarla ilgili istekler yönünden idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle adli yargının görevsizliğine, binaların yıkılması sonucu kaybolan hayvanlarla ilgili istekler yönünden ise dosyanın ayrılarak adli yargı yerinde bakılmasına karar verilmiştir. Eldeki dava ve temyiz binaya ilişkin zarar bölümüyle ilgilidir.
Davalı belediye davaya verdiği cevabında binaların ruhsatsız yapılmış olması nedeniyle 05.10.2000 tarihinde alınan karar uyarınca yıkıldığını, yine binaların bir bölümünde kamuya ait taşınmazlar içinde izinsiz yapılmış olması nedeniyle 775 sayılı yasadan doğan yetkiler kullanılarak yıkıldığını bildirmiştir. Davacı ise 20 yıldan uzun süredir kullandığı binalar için önceden bir uyarı yapılmadan yıkım yoluna gidilmesinin hukuka uygun olmadığı iddiasında bulunmaktadır.
Bu nitelikteki bir davaya idari yargı yerinde bakılabilmesi için, idarenin bir karar sonucu yaptığı eyleme dayanması veya yasa hükümlerinin idareye tanıdığı yetkilerin kullanılmış olması gerekir. Somut olayda idarenin hangi hukuki dayanaktan hareket ettiği yönünde bir kanıt toplanmamıştır. O halde mahkemece tarafların göstereceği deliller toplanarak incelenmeli ve binanın yıkımından önce idarece ne gibi işlemler yapıldığı araştırılmalıdır. Bundan sonra yıkım işleminin idari bir karara dayandığı anlaşılırsa idari yargının görevli olacağına karar verilmelidir. Böyle bir kararın varlığı anlaşılmazsa idarenin haksız eylemi söz konusu olacağından işin esası incelenmelidir.
Diğer taraftan somut olayın ve isteklerin bir bütün oluşturduğu dikkate alınarak uyuşmazlığın tamamı birlikte incelenmeli ve görevli yargı yerinin her iki istek içinde aynı olacağı kabul edilmelidir. Aynı eylemden kaynaklanan zararların bir bölümü adli yargının bir bölümü içinse idari yargının görevli olması biçiminde varılan sonuç doğru değildir. Yerel mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy