(818 S. K. m. 47)
Dava: Davacı İ. Çakır vekili Avukat S. Çimen tarafından, davalılar S. Karabulut ve M. Bitim aleyhine 19/1/2001 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/11/2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davaya konu eylem nedeniyle en az 8 ay işten kaldığını ileri sürerek maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davacının işten kalmasına ilişkin olarak verilen ve ceza yargılaması bakımından bir değer taşıyan rapora göre hüküm kurulmuştur. Bu rapor, adli şifa süresine ilişkindir. Yaralanan kişinin, adli şifa süresinden daha uzun bir süre çalışamaması; diğer bir anlatımla, tıbbi şifa süresinin daha uzun olması mümkündür. Mahkemece, davacının iyileşme süresi uzman bilirkişi raporu ile saptanılmalı ve buna göre çalışamamaktan doğan zarar hesaplanmalıdır. Yetersiz inceleme ve bilirkişi raporuna göre maddi tazminatın belirlenmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2- Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan işte davacının yaralanmasının niteliği, kusursuz bulunması ve yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde tutulduğunda takdir olunan manevi tazminat azdır. Kararın, daha uygun bir miktar manevi tazminat takdir edilmek üzere bozulması da gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy