(3213 S. K. m. 46) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili Avukat Ertekin Ertuğ tarafından, davalı Atak Maden Ltd. Şti. aleyhine 17/11/1998 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin meni ve maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 17/12/2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 13/7/2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı şirket vekili Avukat Asuman Yılmaz geldi, karşı taraftan davacı adına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, davalının hukuka aykırı eylemi sonucu uğranılan zararın giderimine ilişkindir. Davacının özel mülkiyetinde olan taşınmaz üzerinde davalının maden işletme ruhsatı bulunmaktadır. Bu bakımdan davacının malzeme bedeli isteyemeyeceği hususunda mahkemece varılan sonuç doğrudur. 3213 sayılı Maden Kanununun 46. maddesinde özel mülkiyete konu olan taşınmazlarla ilgili olarak işletme ruhsatı bulunan madencinin bu taşınmazlar üzerinde irtifak ve/veya intifa hakkı kurabileceği ve bu şekilde kurulacak hakkın karşılığının Kamulaştırma Yasası hükümlerine göre belirleneceği hükme bağlanmıştır. Eldeki olayda bu miktar, çıkartılan malzeme bedelinin %10'u üzerinden hesaplanarak hüküm kurulmuştur. Somut olaydaki taşınmazın niteliği ve yukarıdaki ilkeler göz önünde tutulduğunda %10 oranının uygun ölçüler içinde bulunduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle davalının itirazı yerinde değildir. Ayrıca asıl dava açıldıktan sonra zararın fazla miktarda çıkması üzerine davacı ıslah dilekçesi adı altında verdiği dilekçe ile fazla miktarı da talep etmiştir. Bu dilekçe ıslah olarak nitelendirilmiş ise de niteliği ve kapsamı itibariyle ayrı bir davadır. Nitekim davacı harcını yatırmış ve karşı tarafa tebliğ ettirmiştir. Ayrı bir dava olması nedeniyle de davalı bir davaya karşı ileri sürebileceği tüm itirazlarını ileri sürebilir. Nitekim davalı bu dilekçeye karşı da zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Ancak bu itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Öteki temyiz itirazına gelince; yukarıda da açıklandığı üzere davacı ıslah dilekçesi adı altında fazla çıkan zarar miktarını da istemiştir. Bu istek niteliği ve kapsamı itibariyle ayrı bir davadır. Davacı bu dilekçede başlangıç tarihi belirtilmeden istenen tazminat için faiz de istemiştir. Şu durumda ıslah dilekçesi ile istenen tazminat için ıslah dilekçesi ile istenen tazminatın harcının yatırıldığı tarihten itibaren faize karar verilmesi gerekir. Yerel mahkemece bu yön gözetilmeden bu bölüm istek için ilk dava tarihinden faiz yürütülmüş olması HUMK.nun 74. maddesine aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 ) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalı şirket vekili için takdir olunan 375.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13.7.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy