(1086 S. K. m. 417/1, 423/b)
Davacı A.B. vekili Avukat C.D. tarafından, davalı E.F. vd. aleyhine ../../1999, ../../2002 ve ../../2003 gününde verilen dilekçeler ile tazminat, karşı davacılar G.H. vd. vekili Avukat I.İ. tarafından karşı davalılar A.B. aleyhine ../../2001 gününde verilen dilekçe ile terekenin borca batık olduğunun ve mirasçılar tarafından reddedilmiş sayılacağından hükmen tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava ve birleşen davaların kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen ../../2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı-karşı davacılar G.H. ve arkadaşları vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Davacıların temyiz itirazları yönünden;
a) Dava trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kısmen kabul edilmiştir. Karar davacılar ve bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar hüküm altına alınacak tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Trafik kazasında kusuru olanlar ile aracın işleteni meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Buna rağmen yerel mahkemece davalıların kusurlarına göre karar verilmiş olması doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
b) Aşağıda 2 nolu bentte gösterilen bozma nedenine göre davacıların öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına.
2- Davalıların temyiz itirazlarına gelince;
Bir kısım davalıların murisi
.. olay sırasında sürücüsünün boynuna sarılmak suretiyle olaya neden olduğu gerekçesiyle 3/8 kusurlu bulunmuştur. Murisin bu şekilde hareket ettiğini söyleyen tanık
... hakkında yalancı tanıklık yapmak suçundan kamu davası açıldığı ve ceza yargılamasının devam ettiği anlaşılmaktadır. Şu durumda öncelikle bu davanın sonucunun beklenmesi gerekir. Maddi vakıanın anlatılan biçimde gerçekleştiğinin belirlenmesi durumunda, murisin bu eylemi nedeniyle sorumluluğu gerçekleştiğinin belirlenmesi durumunda, murisin bu eylemi nedeniyle sorumluluğu gerçekleşir. Bu durumda da murisin mirasçıları olan davalıların karşı dava olarak açtıkları muris
'nin mirasının borca batık bulunduğunun ve mirasçıları tarafından reddedilmiş sayılacağının tespiti isteminin yeterince incelenmesi gerekir. Her ne kadar yerel mahkemece karşı dava kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma yeterli değildir. Şöyle ki; kısmen muris adına kayıtlı P. 657 üzerinde icra hacizlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu icra dosyaları getirtilip, borcun kaynağı ve miktarı incelenmelidir. Ayrıca karşı davacıların açtığı ve .... Hukuk Mahkemesinin 2001/ 54 esasında kayıtlı mirasın reddi dava dosyası getirtilip incelenmelidir. Ayrıca karşı davalıların belirttikleri P. 657 ile ilgili .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/ 78 esas- 105 karar ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karşı dava yönünden bir karar verilmelidir. Bu yönlerin gözetilmemiş olması da bozma nedenidir.
3- Hüküm fıkrasının 1 b bendinde manevi tazminat yerine destekten yoksun kalma tazminatı yazılması ve yaralanmadan dolayı davacı G.B. yerine davacı Z.B.'e manevi tazminat verilmesi maddi hata olup düzeltilmelidir.
4- Tarafların öteki temyiz itirazlarına gelince;
Yargılama ve hüküm ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir. (29.05.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK.). Bu bağlamda, yargılama giderleri, aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir. (HUMK. m. 417/1, m. 423/b.6)
Diğer yandan, 4667 sayılı Yasanın 77. maddesi ile değiştirilen 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesindeki düzenlemede; dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtildiği gibi; bu hükme koşut bir düzenleme de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde " yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti " biçiminde yer almıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun, davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin ve bu bağlamda vekalet ücretinin - davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, vekalet ücreti avukata aittir biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 1/a nolu bentte gösterilen nedenle davacılar yararına, 2 nolu bentte nedenle davacı-karşı davacılar yararına BOZULMASINA, 3 ve 4 nolu bentlerde gösterilen nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre davacıların öteki temyiz itirazının şimdiden incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 28.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy