(818 S. K. m. 46, 47)
Dava: Davacı R. Sofu ve diğerleri vekili Avukat C. Arvas tarafından, davalılar Ağrı Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü ile Patnos Belediye Başkanlığı aleyhine 13.11.2001 ve 21.5.2002 gününde verilen dilekçeler ile haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 20.1.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ile davalılardan Patnos Belediye Başkanlığı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı Patnos Belediye Başkanlığının tüm, davacıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; davacılardan R. Sofu, inşaatın ikinci katında çalıştığı sırada, elinde bulunan demir manivelanın, binaya 75 cm uzaklıktan geçen enerji nakil hattına temas etmesi sonucu yaralandığını belirterek işgöremezlik zararı ile manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır.
Mahkemece, davacılardan R. Sofu'nun isteminin bir bölümü hüküm altına alınmış, R. Sofu'nun eşi ve çocukları olan diğer davacıların istemleri ise reddedilmiştir.
Kararı davacılar ile davalılardan Patnos Belediye Başkanlığı temyiz etmişlerdir.
Davacılar tarafından daha önce TEDAŞ Ağrı Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü aleyhine açılan 2001/252 Esas sayılı davadan sonra aynı istemleri içeren ikinci bir dilekçe ile diğer davalı Patnos Belediye Başkanlığına da dava yöneltilmiştir. Her iki dava dilekçesinde dayanılan dava nedenleri ve olgular aynıdır. Dolayısıyla davacıların istemi tek olup aynı tazminatın her iki davalıdan zincirleme sorumluluk kuralları gereğince istemiş olduğu sonucu çıkarılmaktadır. Bu bakımdan, toplam tazminatın davalılardan dayanışmalı olarak alınmasına hükmedilmek gerekir. Mahkemece davacı taraf yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminatın davalılardan ayrı ayrı alınmasına karar vermiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davacılar dava dilekçesinde zararın dayanışmalı olarak ödetilmesi isteminde bulunmuşlardır. Bu haliyle davacıların isteğinin, zararın tamamının davalılardan alınması istemini içerdiği kabul edilmelidir. Zararlandırıcı eylem davalılar ile dava dışı bina sahibinin kusurundan doğduğuna göre davalılar ile dava dışı bina sahibi kendi aralarındaki dış ilişkide davacıya karşı dayanışmalı olarak, iç ilişkide ise kendi aralarında kusurları oranında sorumludurlar. Bu durumda davacının eylemine isabet eden kusur dışında kalan, bu bağlamda, dava dışı bina sahibine isabet eden kusurdan da davalıların sorumlu tutulmaları gerektiğinin gözetilmemiş olması doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
4- Davacılardan R. Sofu, zarar doğuran eylem sonucu %73 oranda işgücü kaybına uğrayarak ağır bir biçimde yaralanmıştır. Bu haliyle R. Sofu'nun eşi ve çocukları olan diğer davacıların manevi zarar gördüğü benimsenerek onlar yararına da takdir edilecek uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmemiş olması da ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2, 3 ve 4 nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; davalı Patnos Belediye Başkanlığının tüm, davacıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 10.02.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Çoğunluk kararında davacının çocuklarına da manevi tazminat hükmedilmemesi bozma nedeni yapılmıştır.
BK. nun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylemden manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Ancak cismani zarar kavramına (BK 46-47) ruhsal bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği, bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil, ruhsal ve sinirsel bütünlüğün de korunduğu öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Bir kişinin ana-baba, karı-koca ve çok yakınlarından birinin aynı eylem nedenleriyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa örneğin zarara uğrayan kişi %80, %100 iş göremez duruma gelmişse onların manevi tazminat isteyebileceği kabul edilmelidir. Bu durumda illiyet bağı mevcut olduğundan yansıma yoluyla değil doğrudan zarara uğrama söz konusudur. (YHGK 26/4/1995-1995/11, 1995/430; 23/9/1987-1987/9-183,1987/655; Y. 21. HD 1/12/2003 2003/9485-9701). Olayımızda davacı R. Sofu %73 oranında malul kalmıştır. Kocasının sakat kalması nedeniyle aile hayatı bozulan kadının manevi tazminat isteyebileceğinin kabulü doğrudur. Ne var ki babalarının yaralanmasından ötürü davacı çocukların cismani bir zarara uğradıkları, asabi buhran ve ruhi sarsıntı geçirdikleri ve bu yüzden hastalandıkları ve ruh tamlıklarını geçici veya devamlı kaybettikleri yönünde dosyada herhangi bir bilgi ve delil olmadığından çocuklar yönünden manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmayacağı görüşündeyim. Bu bakımdan çoğunluğun bu yöndeki görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy