(818 S. K. m. 41, 42) (506 S. K. m. 89)
Dava: Davacı Ömer Tahta vekili Avukat Necmiye Arslan tarafından, davalı Hasan Eskici aleyhine 8.11.2002 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.12.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hasan Eskici tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalının eylemi nedeniyle yaralandığını ve tedavi giderleri yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu zarar kaleminin belirlenmesinde, davacı tarafından yapılan taksi gideri ve ilave bakım ( muayene ) gideri konusunda davacı tarafça sunulan belgeler değerlendirilmiş; hastane giderlerinin ise Bağ-Kur tarafından karşılandığı belirtilerek günlük kazancı üzerinden 506 sayılı Yasa m. 89 hükmü uyarınca zarar hesabı yapılmıştır. Bilirkişi raporundaki bu hesaplama biçimi, gerçek zararın hüküm altına alınmasına ilişkin yasa kurallarına ve somut olayın özelliğine uygun düşmemiştir.
Kural olarak, zararın ve kapsamının davacı tarafından kanıtlanması gerekir. ( BK.m.42/1 ). Ancak, zararın gerçek miktarının kanıtlanamadığı veya kanıtlanmasının zor olduğu yahut davacıdan beklenemeyeceği durumlarda ise; işlerin olağan gidişi ve zarar görenin aldığı önlemler de göz önünde tutularak zararın kapsamı hakim tarafından belirlenir. ( BK.m.42/2 ). Burada, hakime verilen bir yetkinin ötesinde görevin söz konusu bulunduğu da göz ardı edilmemelidir. Somut olayda, davacının yaralanmasının niteliği ile derecesi ve iyileşme süresi belirlidir. Diğer yandan, bir kısım tedavi giderinin de Bağ-Kur tarafından karşılandığı anlaşılmaktadır. Şu durumda, mahkemece yapılacak iş; yaralanmanın bu niteliği itibariyle, benzer olaylardaki olağan tedavi ve iyileştirme giderlerinin bir uzman bilirkişi görüşü ile saptanmasından ve Bağ-Kur tarafından karşılanan miktarın da düşümü sonucu çıkacak gerçek zarara hükmetmekten ibarettir.
Mahkemece, yetersiz ve yanılgılı değerlendirmelere dayanan bilirkişi raporuna göre bu zarar kaleminin hüküm altına alınması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacı, zararlandırıcı eylem nedeniyle geçici olarak işten kalmasından kaynaklanan zararını da talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; bakkal olan davacının belediye başkanlığı tarafından bildirilen günlük kazancının netinin 37.500.000-TL olduğu ve 25 gün işten kaldığı belirtilerek zararının 937.500.000-TL olduğu belirtilmiş ve mahkemece de hüküm altına alınmıştır.
Tanık anlatımlarından, davacının işlettiği dükkanın geçici iş göremezlik süresi içinde de açık olduğu ve eşi tarafından işletildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, bilirkişi raporundaki hesaplama esas ve yöntemi doğru bulunmamaktadır. Davacının bu bakımından zararı, geçici iş göremezlik süresince iş yerini idare edecek kişiye ödemesi gereken asgari ücret miktarından ibarettir. Karar, bu yönüyle de doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda ( 2 ve 3 ) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31.1.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy