(4721 S. K. m. 1007) (743 S. K. m. 917)
Dava: Davacı Fadime Baykal vekili Avukat Ali Aydemir tarafından, davalı Hazine vd. aleyhine 2.10.2002 gününde verilen dilekçe ile haksız eylemden doğan maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalılardan Hazine ve Adalet Bakanlığı hakkındaki davanın reddine, Nüfus Müdürlüğü hakkındaki davanın yargı yolu bakımından reddine dair verilen 13.11.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının, davalılardan Hazine dışındaki davalılara yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalılardan Hazine'ye yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacıya ait tapuda kayıtlı taşınmazlar, sahte nüfus cüzdanı ve sahte vekaletnameler çıkarılarak satılmış, alan kişiler de şimdiki maliklerine satmışlardır. Davacı, durumu öğrenince, yeni maliklerin iyiniyetli olduklarını gözeterek, zararının tazminini Tapu Sicil Müdürlüğüne izafeten Hazine, Nüfus Müdürlüğü ve Notere izafetle Adalet Bakanlığını hasım göstererek talep etmiştir. Yargılama sırasında Notere izafetle Adalet Bakanlığı aleyhine açtığı davadan feragat etmiştir. Mahkemece, davalı Nüfus Müdürlüğü hakkındaki dava yargı yolu bakımından, Hazine aleyhindeki dava illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Hazinenin, MK.(eski 917, yeni 1007). maddesine dayanan sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Bu sorumluluk sahte vekaletle yapılan işlemleri de kapsar. Mahkeme, yaptığı araştırma sonucuna göre vekaletname ve dayanağı nüfus kaydının taşınmaz malikinin gerçek iradesine uymadan düzenlenmiş olduğunu kabul etmiştir. Hazinenin, sorumluluğuna gidilebilmesi için tapuda işlem yapan memurların kusurlu olup olmadıklarının araştırılmasına dahi gerek yoktur. Bu yön Hazinenin memurlarına rücuunda rol oynar. Öte yandan, zarar görenin sahte evrak düzenleyenlere karşı dava hakkının olması da Devletin sorumluluğunu kaldırmaz. Devlet, zararın doğmasında kurusu bulunan görevlilere rücu eder (MK.1007/2).
Şu durumda, Hazinenin kusursuz sorumlu olduğu gözetilerek davanın zarar kapsamının belirlenmesi ve sonuca göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 sayılı bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy