(1136 S. K. m. 164) (3065 S. K. m. 20) (2709 S. K. m. 73)
Dava: Davacı T. Ö. vekili Avukat M. A. K. tarafından, davalı V. Y. ve diğerleri aleyhine 1.3.2002 gününde verilen dilekçe ile internetteki yayın nedeniyle kişilik haklarına saldırı nedeniyle toplam 60.000.000.000 lira manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece bir kısım davalılar yönünden husumetten, bir kısım davalılar yönünden esastan reddine dair verilen 2.4.2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı sekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 5.4.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat A. Y. ile karşı taraf davalılardan M. A. Ö. vekili Avukat Ş. T. geldiler. Diğer davalılar adlarına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-) Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece takdir edilen vekalet ücretine, katma değer vergisi eklenerek hüküm kurulmuştur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesinde; bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı Yasa hükümleri gereği katma değer vergisi ayrıca ilave edilir denilmekte ise de, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Yasası'nın 20/4. maddesinde, belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile biletle tahsil edilen hallerde tarife ve bilet bedeli, katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez. hükmü ile Anayasa'nın 73. maddesinde belirtilen vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. şeklindeki yasa maddelerinin bu düzenleniş biçimine karşın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesindeki düzenleme biçiminin yer almış bulunması, normlar arasında aykırılık yaratmıştır. Bu gibi durumlarda ve Yargılama Hukuku bakımından öncelikle göz önünde tutulacak hüküm, Anayasa kuralıdır. Yukarıda yazılı olan Anayasa kuralına dayanılarak çıkarılan 3065 sayılı Yasanın 20/4. maddesinde, yukarıda açıklandığı üzere, bu nitelikteki tarifelerde öngörülen miktarın içinde Katma Değer Vergisi'nin de bulunduğu, diğer bir ile Katma Değer Vergisi'nin, tarifede belirlenen miktar içinde yer aldığı belirtilmiştir. Şu durumda, yasa hükmü gözetildiğinde, tarifedeki ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi'nin eklenmemesi gerektiği kabul edilmek gerekir.
Mahkemenin yukarıda yazılı olan bu yasal düzenlemeleri gözetmeden, tarifede belirlenen ücrete ayrıca KDV eklenmesi biçiminde vardığı sonuç doğru değilse de anılan yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK.'nun 438. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) nolu bentte gösterilen nedenle hüküm fıkrasının 2. ve 4. bentlerinde 3065 sayılı yasada öngörülen KDV ile birlikte sözcük dizilerinin çıkarılmasına, öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddi ile kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 400,00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve peşin alınan haran istek halinde geri verilmesine 05.04.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava; dava konusu yayının kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu iddiasına dayanmaktadır.
Basın yayınlarında, kişilerin yasalarca güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunmaması, yasal bir zorunluluktur. Yayında hukuka uygunluğun kabul edilebilmesi için temel ölçüt kamu yararının bulunmasıdır. Hiçbir kişisel çıkar toplumun çıkarının önüne geçemez. Haberde özle-biçim arasındaki denge de bozulmamalıdır. Haber aynı zamanda güncel de olmalıdır. Belirtilen bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturur ve kişilik hakları da saldırıya uğramış sayılır.
Dava konusu yayında; T. Ö. her halde benim de bacaklarımı beğenmemiş olsa gerek. O yüzden işime son verdi ifadesi ile davacının özel yaşamının ele alındığı yayında kamu yararının bulunmadığı açıktır. Haber günce de değildir. Haberde özle biçim arasındaki dengenin korunmadığı anlaşılmaktadır. Dava konusu yayınların davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu kabul edilmelidir.
Yerel mahkemenin, bir kısım davalılar için davanın husumetten reddine karar vermesi doğru değildir. Bu davalılar da verdikleri hizmetin gereği olarak, kişilik hakları ihlal edilen üçüncü kişilere karşı müşterileri ile birlikte sorumludurlar.
Anlatılan nedenlerle; Davanın reddine karar verilmesini yerinde bulmadığımdan yayının kamuya aktarılmasında hukuka uygunluğu kabul eden çoğunluğun ONAMA kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy