(1086 S. K. m. 9, 21, 417, 423) (818 S. K. m. 41) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Davacı Ahmet Zafer Tel vekili Avukat Numan Benli tarafından, davalı İ.Hakkı Düğer aleyhine 3.10.2003 gününde verilen dilekçe ile usul ve yasaya aykırı biçimde sicil raporu düzenlenerek kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla manevi ve maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin yetkisizliğine dair verilen 5.12.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, davacı öğretim üyesi hakkında, davalı rektörün usul ve yasaya aykırı biçimde sicil raporu düzenlemek suretiyle kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının ikametgahı yer Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiş, karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre davacı isteminin sicil raporlarının düzenlenmesi ile ilgili olduğu ve anılan raporların davanın açıldığı Kütahya'da bulunan Dumlupınar Üniversitesi'nde doldurulduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle haksız eylem Kütahya'da meydana gelmiştir.
HUMK.nun 9. maddesinde genel yetki kuralı düzenlenmiştir. Anılan maddede davanın davalının oturduğu yer mahkemesinde açılacağı belirtilmiştir. Ancak aynı yasanın 21. maddesinde haksız eylemin meydana geldiği yerde davanın açılabileceği öngörülmüştür. Açıklanan bu yasal düzenleme itibariyle 21. maddenin 9. maddeden daha özel nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır. Davacı da bu durumu gözeterek eldeki iş bu davayı haksız eylemin meydana geldiği yer olan Kütahya Asliye Hukuk Mahkemesinde açmıştır. Davacının bu istemi yasaya uygundur. Şu durumda işin esası incelenerek varılacak sonuca göre karar vermek gerekirken yukarıda belirtilen yasal düzenlemeye uygun olmayacak şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
2- Yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir. ( 29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK. ). Bu bağlamda, yargılama giderleri, aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir. ( HUMK.m.417/1, m. 423/b.6 ).
Diğer yandan, 4667 sayılı Yasanın 77. maddesi ile değiştirilen 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesindeki düzenlemede; dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtildiği gibi; bu hükme koşut bir düzenleme de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde "yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti" biçiminde yer almıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun, davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin -ve bu bağlamda vekalet ücretinin- davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, "vekalet ücreti avukata aittir" biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki "bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez" biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın ( 1 ) ve ( 2 ) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy