(818 S. K. m. 41, 49) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı Muazzez Çelik Karakaya tarafından, davalı Halil Baş aleyhine 2.4.2001 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 16.3.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, davalı tarafından Selçuk Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dekanlığı'na yazılan yazıda; muhalif bir grup oluşturma gayreti içerisinde olduğu, lisansüstü öğrencileri danışmanları aleyhine kışkırttığı, bölümde kendisinden başka hiç kimsenin doğru dürüst çalışmadığı ve herkesin kendisine düşman olduğu biçiminde bölüm hakkında asılsız söylentiler yaydığı iddia edilerek kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı ise, birim yöneticisi olarak üst makamlara yazı yazdığını, konunun üst makamların takdirine arz edildiğini, yazılanların tümünün doğru olduğunu belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporunda davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunun belirtildiği gerekçesiyle istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir.
Dosya arasında bulunan ve davaya konu edilen yazıda, davalı; davacının olumsuz tutum ve tavırlarının Dekanlıkça da bilinmesi ve gerek görülebilecek önlemlerin alınmasının takdire sunulduğu; davacının, Bölüm içerisinde öğretim elemanları arasında sürekli olarak kendi tarafında, diğer elemanlara muhalif grup oluşturma gayreti içerisinde olduğu... danışmanlığı kendisinden başka öğretim üyelerince yapılan lisansüstü öğrencilerden, irtibat kurabildiklerini danışmanları aleyhine kışkırttığını ve kendisinin danışman yapılması için çaba gösterdiğini... özellikle kendi bölümündeki elemanları kötülediğini... Bölümde kendisinden başka hiç kimsenin doğru-dürüst çalışmadığını, herkesin kendisine düşman olduğunu söylediğini, Bölüm hakkında asılsız ve olumsuz söylenti yaydığını... belirtmiştir.
Yargılama sırasında dinlenen davalı tanıkları; tarafların birbirleri ile pek çok soruşturma ve mahkemelik durumuna düştüklerini, davalının bölüm yöneticisi olması nedeniyle bölümü savunduğunu, davacının ise kendisini mağdur hissederek bölümden ve bölüm elemanlarından şikayetçi olduğunu taraflardan sürekli dinlediğini... Fırat, Karadeniz Teknik, Ankara Üniversitelerindeki arkadaşları ile konuşmasında davacının, yalnız kendisinin bilimsel çalışma yaptığını, diğer arkadaşların bilimsel çalışma yapmadığı gibi kendisini engellediğini söylediğini... davacının, öğrencilere kendi projesinin olduğunu, diğer danışmanların görev yapmadığını, kendisinin daha iyi yapacağını söylediği şeklinde duyumlar aldığını, bazı öğrencilerin davacının isteği doğrultusunda danışman değiştirdiğini, bunlardan Ünal Demiray'ın davacının daha iyi projeleri olduğunu, danışman değiştireceğini söylediğini, diğer danışman (danışmanlığı) bıraktığını, davacı tek danışman olduğunu ... davacının çok geçimsiz olduğunu, Konya'ya geldiğinden beri dekan, rektör, öğretim üyeleri, bölüm başkanları ile kavgalı olduğunu, bir arkadaşı hakkında söylenemeyecek kadar kötü laflar söylediğini, o kadınla konuşma dediğini, ondan sonra (davacı ile) konuşmadıklarını, davacının kışkırtması ile hakkında kötü sözler söylediği arkadaşına davacının arkadaşlarından Müjdat'ın yumruk attığını duyduğunu, asistanları kışkırttığını, danışmanları olmak istediğini, davacının eşinin danışmanı olan davalıya tartışmalı biçimde danışmanlığın bıraktırıldığını ve davacının danışman olduğunu... davacının, seni ben yardımcı doçent yaptım, benim dediğim kişilerle konuşacaksın dediğini... davacı gelmeden önce bölümde küskünlük, kırgınlık olmadığını, davacı geldikten sonra asistanlarda davalıya yönelik huzursuzluk olduğunu, Fırat ve Ankara Üniversitelerinde, MTA'da bölüm hakkında iyi konuşulmadığını, bilhassa davalıya karşı küçültücü konuşmalar olduğunu, davacıya eziyet edildiğinin söylendiğini, davacıya eziyet edildiği söylendiğinden davacının söylediğini düşündüğünü... Jeoloji Ana Bilim Dalında çalışırken danışmanım olmadığını, davacının ana bilim dalını değiştir beraber çalışalım dediğini, davacı ile problemler olduğundan değiştirmediğini... belirtmişlerdir.
Selçuk Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Mineraloji-Petrografi Ana Bilim Başkanı olan davalının, Fakülte Dekanlığı'na gönderdiği yazıda aynı yerde öğretim görevlisi olarak çalışan davacı hakkında aktardığı olayların doğru olduğu yeminli olarak dinlenilen tanık anlatımları ile anlaşılmaktadır. Sözü edilen yazıda davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacak başka nitelendirmelerde de bulunulmamıştır. Şu durumda, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan söz edilemeyeceğinden davacı yararına manevi tazminata da hükmedilemez.
Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek istemin tümden reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Diğer yönden; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 275. maddesi uyarınca mahkeme, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir; hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. Somut olay, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir niteliktedir. Yerel mahkemece bilirkişi düşüncesine başvurulmuş olması anılan maddeye açık aykırılık oluşturduğundan karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 28.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy