(4721 S. K. m. 24, 25)
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 23/2/2004 gün ve 2003/12378-2004/1970 sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalı E. S. P. vekili Avukat M. G. tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK'nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı iddiasına dayanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı, 25.5.2002 tarihli Internet sitesinde yayınladığı "Tarihe geçti" başlıklı yazıda, önce basına demeç verdi, "Mecliste erkek vekillerle aynı safta Cuma namazı kılan ilk kadın vekil olacağım, tarihe geçmek istiyorum" dedi. Basın ordusunu arkasına alıp TBMM' deki camiye gitti; erkeklerle birlikte saf tuttu, asker olan eşi için kanun değişikliği yapmaya çalıştı", "asker kişilerin yurtdışına çıkışlarında izin almaları gerekiyor, eşimi yanımda götüremiyorum, birkaç defa eşimi izin almadan yurtdışına götürmek zorunda kaldım" deyince komisyondaki MSB' lığı temsilcisi general, "sen eşini ihbar ediyorsun" diye uyardı. Süt dökmüş kedi misali sesini kesip oturdu, kocası için kanun teklifi veren ilk vekil olarak tarihe geçti. Partisinin yetkililerine haber vermeden Cumhurbaşkanlığına aday oldu. Sonra DSP yetkililerinden bir güzel fırça yedi ama kartvizitine, "ilk kadın Cumhurbaşkanı aday adayı" yazdırma imkanı elde etti. Libya gezisi sırasında, kimseye haber vermeden sırra kadem bastı. Heyettekiler başına bir iş gelmiştir diye, işi gücü bırakıp bu kadını aramaya başladılar. Büyükelçilik teyakkuza geçti. Daha sonra ortaya çıktı, hanımefendi kimseden habersiz iş kotarmaya çalışmış, gizliden gizliye bir iş adamımızın sıkıntısını gidermek için Libyalı yetkililerle görüşmüştü. Gazetelerde adı "iş takipçisine" çıktı. O da "ay ne varmış bunda, ben milletvekili olarak iş adamlarının işlerini takip ederim" dedi. Daha sonra bir daha camiye de uğramadı. Sözlerine yer vermiştir.
Dava konusu edilen yazılardaki konuların bir kısmı davacı tarafından da kabul edilmiştir. Mahkemece de olayların doğruluğu, güncelliği kabul edilmiş olmasına karşın, haberin verilmesine "özle-biçim dengesinin" kurulamadığı gerekçesiyle davacı lehine 4.000.000.000 TL. manevi tazminat takdir edilmiştir.
Oysa haber/yazıda hukuka uygunluğun öğeleri olan, kamu yararı, gerçeklik, güncellik ve özle-biçim dengesi korunmuştur. Haberde dava konusu haber/yazının hukuka aykırılığı gideren tüm öğeleri oluşmuştur.
Davacı, dava konusu haber/yazının yayınlandığı tarihte milletvekilidir. Milletvekilliğinden önce Iran, Irak ve Libya'da ticari işlerle uğraşmıştır. Eşi ise TSK' da subaydır.
Dava konusu edilen haber yazıdaki olaylar doğrudur. Davacı, TBMM. de erkeklerle birlikte Cuma namazı kılmak suretiyle bir ilki gerçekleştirmiştir. Ne var ki, önceden basına haber vermek suretiyle bunu topluma duyurmak gereğini duymuştur. Davacı, eşi için özel kanun değişikliği teklifinde bulunmuş, görüşülmesi sırasında gereksiz tartışmalara girmiştir. Partisinin yetkilileri ile görüşme gereği duymadan, başvuru süresinin bitimine saniyeler kala, ciddi bir konu olmasına karşın Cumhurbaşkanlığı seçimine aday olduğunu açıklayarak partisi içinde tartışmalara neden olmuş ve adaylığını geri çekmek zorunda kalmıştır. TBMM Türk-Libya dostluk grubunun Libya gezisi sırasında, gruba başkanlık yaptığı halde, kimseye haber vermeden ayrılarak iş takibinde bulunmaya gitmiş olması yüzünden grup ve büyükelçi ile tartışmaya girmiş, bu eylemi basın tarafından skandal olarak değerlendirilmiştir.
Dava konusu haber/yazılarda, haber konusu yapılan olaylardaki davacının davranış biçimleri açıklanmış ve eleştiri konusu yapılmıştır.
Davacı milletvekili olup, toplumu yönetme iddiasında olan bir siyasetçidir. Siyasi bir kişinin eylemlerinin topluma duyurulmasında, hem siyasetçi açısından, hem de kamuoyu açısından yararlar vardır. Basının, kamuya haber ulaştırması, kamuyu bilgilendirmesi, kamuoyu oluşturması yüklendiği görevin gereği olduğu kadar hakkıdır da. Bunun ötesinde, olayların ve eylemlerin nitelik ve özellikleri, toplumu ilgilendirme derecesi, haberin veriliş biçimini belirler.
Davalı, yazısını tarihsel bir olayı hatırlatarak bitirmiştir. Bevval olayını anlatarak, davacının toplum belleğinde kalmak istediğini belirterek çarpıcı bir örnek vermiştir. Yoksa davacıya bevval (zemzem kuyusuna işeyen) demek istemiş değildir.
Haber/yazının hukuka aykırılığı, muhatabında yarattığı etkiye göre değil, kamu yararı taşıyıp taşımadığı, eleştirinin haber konusu olay ve davranışların elverdiği sertlikte olup olmadığı yönlerinden belirlenir.
Dava konusu yazı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sert olmakla birlikte eleştiri sınırları içinde kaldığı siyasi ve topluma mal olmuş bir kişi olan davacının kendisine yönelik sert eleştirilere de katlanması gerektiğinden, davacının davasının reddine karar verilmelidir.
Açıklanan nedenlerle kararın bozulmasına karar verilmesi gerekirken, onanmasına karar verildiğinden, davalı vekilinin karar düzeltme istemi HUMK.nun 440-442. maddeleri uyarınca kabul edilmeli, onama kararı kaldırılarak yukarıda gösterilen nedenlerle karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda gösterilen nedenlerle 2003/12378-2004/1970 sayılı onama kararının kaldırılarak karar düzeltme isteminin kabulüyle temyiz olunan kararın BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 6.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy