(4721 S. K. m. 24)
Dava: Davacı M. İ. vekili Avukat A. A. ile H. H. K. tarafından, davalı E. G. Milliyet Gazetecilik A.Ş. adına A. D. aleyhine 26.10.2001 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan doğan 10.000.000.000 lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın 2.000.000.000 lira üzerinden kısmen kabulüne dair verilen 6.11.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili Avukat F. Y. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, Milliyet Gazetesi'nin 24.07.1999 tarihli sayısının 1. sayfasında Rezil Polisin Sonu başlıklı yazı ile kişilik haklarına saldırı niteliğinde yayın yapıldığını ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar ise, haberin gerçek olduğunu, davacının kendi kusurlu hareketi ile yayın yapılmasına neden olduğunu belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, olay ile ilgili davacı hakkında ceza davası açıldığı, bu davanın haber olarak yansıtabileceği halde, hakaret içeren ifadeler ile kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu, haberin özle biçim dengesi kurularak verilmediği gerekçesi ile istem kısmen kabul edilmiştir. Karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenebilmesi için hukuka aykırılık, kusur, zarar ve uygun neden sonuç bağı koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yayımlanan bir haber ya da yapılan bir eleştirinin hukuka aykırı sayılması için ise gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve toplumsal ilgi ve konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık koşullarından birine aykırı bulunması gerekir. Yayımlanmasında kamu yararı bulunan gerçek ve güncel bir haberin ya da eleştirinin özle biçim arasında denge kurularak verilmesi durumunda hukuka aykırılık ortadan kalkar. Basın sorumluluktan kurtulur.
Somut olayda A. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 1999/448 Esas, 2000/31 Karar sayılı dosyası ile O. İl Emniyet Müdürlüğü'nde Şube Müdürü olan davacının gayrı resmi ticari ortağı olan H. Y.'u ortaklık bozulduktan sonra parasını alamaması üzerine tahsil etmek amacıyla dosyadaki diğer sanıklarla birlikte kaçırıp, bilardo salonuna hapsedip, üç gün iş ve gücünden kalacak şekilde dövdükleri, müştekinin eşinin ihbarı üzerine yakalandıkları, davacı ve diğer sanıklar hakkında zorla para tahsilini sağlamak amacı ile adam kaçırma ve hürriyeti tahdit suçundan kamu davası açıldığı, davacının eylemine uyan suçun takibi şikayete bağlı ihkak-ı hak suçunu oluşturduğu, müştekinin şikayetten vazgeçmesi nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının alacağını yasal yollardan takip etmesi gerekirken bunun dışına çıkılarak hukuka aykırı yol izlemesi ve zor kullanması ağır kusurunu oluşturur. Bu bakımdan davacı hakkında yayın yapılması davacının bir kusuru sonucudur. Kimse kendi kusuruna dayalı olarak tazminat isteyemez. Dava konusu yayın gerçektir. Hakkında yayın yapılmasına davacı kendi ağır kusuru ile yol açtığından gelişen olaylar karşısında davacı için yayında kullanılan rezil nitelemesi davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmaz. Mahkemece, anılan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, kısmen kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy