(4721 S. K. m. 24)
Dava: Davacı S. Kızılarslan vekili Avukat R. Sayan tarafından, davalı İ. Söylemez aleyhine 31.12.2002 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.4.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, kararı davalı temyiz etmiştir.
Davacı, davalı ile aynı birimde çalıştıklarını; kendisinin müdür, davalının memur olduğunu, davalının kendisini haksız yere Valilik ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na şikayet ettiğini, şikayetindeki hakaret amaçlı olarak davacının davalıdan 1100 dolar borç aldığını, ödemediğini, davalı tarafından borcun ödenmesi istendiğinde borca karşılık depremzedelere dağıtılmak için verilen deprem çadırlarından vermeyi teklif ettiğini iddia ettiğini, bu iddianın asılsız olduğunun yukarıdaki şikayet dilekçeleri sonucu yapılan inceleme ve takipsizlik kararı ile sabit olduğunu, buna rağmen davalı tarafından İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2002/269 esas sayılı dosyasında müşteki sıfatıyla aynı iddianın tekrarlanarak kişilik haklarına saldırıldığı gerekçesiyle manevi tazminat istemiştir.
Yerel mahkemece, bu iddia yönünden takipsizlik kararı verilmesi ve takipsizliğe itirazın reddedilmesine rağmen aynı ithamın tekrarlanması saldırı niteliğinde görüldüğünden manevi tazminata hükmedilmiştir. Dosyadaki belgelerden davalının davacıyı dava konusu ithamı da kapsar biçimde 5.5.2000 ve 3.5.2000 tarihlerinde Valiliğe ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına şikayet ettiği, bu şikayetlerden kısa süre sonra davacının şikayetleri öğrendiği ve bu şikayetler nedeniyle 10.5.2000'de davalıyı 2 gün iş ve güçten kalacak biçimde yaraladığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı bu eylemi nedeniyle İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/1755 esas sayılı dosyasında görevli memura görevi sırasında müessir fiil suçundan yargılanmış ise de, 4483 sayılı yasa gereği soruşturma izni alınması için yargılamanın durdurulmasına karar verildiği, gerekli soruşturma izni alınarak İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesinin dava konusu olan 2002/269 esas sayılı dosyada yargılama yapıldığı görülmüştür. Bu dosyada müdahil olan davalının şikayetleri sorulduğunda; davacıyı aralarında geçen bu borç alma ve ödememe olayından da bahsederek şikayet ettiğini ve buna kızan davacının kendisine etkili eylemde bulunduğunu belirtmiştir. Şu durumda davalının bu ithamı yinelemesi ceza dosyasındaki olayın oluşunu anlatmaya ve savunmaya ilişkindir. Bu haliyle beyanın savunma sınırları içinde kaldığının kabulü gerekir. Nitekim davacı bu eylemi nedeniyle adı geçen ceza dosyasında mahkum da olmuştur. Şu durumda davalının kişilik haklarına saldırı kastı olmaksızın sırf savunma sınırları içerisindeki anlatımının hukuka aykırı kabulü ile tazminata hükmedilmesi doğru değildir. Yerel mahkemece dava reddedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 10.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy