(3213 S. K. m. 2, 12, 13, 14, 16, 17, 19, 20, 21, 46) (2886 S. K. m. 51)
Dava: Davacı Hazine temsilcisi T. Yılmaz tarafından, davalı Y. Duran aleyhine 24.7.2003 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 15.4.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı temsilcisi tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerden izinsiz taş malzemesi çıkartılıp satılması nedeniyle malzeme ve yer kullanım bedeli istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının ruhsata dayalı olarak maden çıkardığı ve yerin kiralanmamış olması nedeniyle maden bedeli istenemeyeceği belirtilerek dava reddedilmiştir.
Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 11.9.1997 gününde davalıya 30 ay süreli maden arama ruhsatı, 5.11.2001 gününde de ön işletme projesi kabul edilerek mermer için 3 yıl süreli ön işletme ruhsatı verilmiştir. Davalı ön işletme ruhsatına dayanarak, ruhsat sahasını işletmeye açmak için 26.3.2002 gününde idareye başvurmuş, idare tarafından 30 aylık ruhsat süresinin dolması nedeniyle davalının istemi 3.4.2002 tarihinde reddedilmiştir. İdare tarafından 10.6.2002 tarihli tutanak nedeniyle dava açılmış olmasına karşın, davalı tarafından kiralama işlemi tamamlanmadan taş malzemesi çıkarılarak satılmasına devam edildiği 22.7.2003 tarihli tutanakla belirlenmiş olmakla bu dava açılmıştır.
Mahkemece, yapılan keşif sonucu davalının çalıştığı yerin taşlık olarak tapulama dışı bırakıldığı, 11.9.1997 tarihli maden arama ruhsat alanı ve 5.11.2001 tarihli ön işletme ruhsat alanı içerisinde kaldığı, davalı tarafından sahada üretilen kayanın kesilebilir ve parlatılabilir sanayi hammaddesi gurubuna dahil olup Maden Yasası kapsamında kaldığı belirlenmiştir.
3213 sayılı Maden Yasası'nın 2. maddesinde, kesilip parlatılarak kullanılacak olan mermer, oniks mermeri ve diğer taşların sanayi madeni olduğu; 12. maddesinde, her türlü madenin sevk fişi ve sevkiyat güzergahı üzerindeki en yakın kantardan alınmış kantar fişi ile nakledilmesinin zorunlu olduğu; 13. maddesinde, her türlü maden ruhsatının alınabilmesi için Harçlar Kanunu'nun belirlediği harçlar ile şartları ve miktarları belirlenen teminatların ödenmiş olmasının gerektiği; 14. maddesinde, maden sahasından çıkarılacak cevherlerden işletme yıllık brüt karın bir bölümünün Devlet hakkı olarak alınacağı; 16. maddesinde, madenlerin arama ruhsatı ile aranacağı, 17. maddesinde, arama ruhsatı süresinin 30 ay olduğu; 19. maddesinde, arama ruhsat sahibinin, arama ve rezerv tespit çalışmalarının olumlu bir gelişme gösterdiğini, arama ve diğer faaliyetlere bir süre daha devam edilmesi ile daha büyük işletme veya tesis kurma imkanlarının doğabileceğini beyanla ön işletme projesi vererek ön işletme ruhsatı talebinde bulunabileceği, işlemlerini tamamlayan arama ruhsat sahibinin ön işletme ruhsatı almaya hak kazanacağı; 20. maddesinde, ön işletme ruhsat süresinin üç yıl olduğu; 21. maddesinde, arama ve ön işletme ruhsat süresi boyunca ruhsat sahibinin faaliyet raporlarıyla tespit edilen görünür rezervin 1/10'una kadar cevheri istihraç edip satabileceği ve fazlası tespit edildiği takdirde 12. madde hükümlerinin uygulanacağı; düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
Yukarıdaki maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde; davalının, 3213 sayılı Maden Yasası gereğince, arama ve ön işletme ruhsatı ile kendisine ayrılan maden sahasından, sanayi hammaddesi niteliğinde (sanayi madeni olan) kesilip parlatılarak kullanılacak olan mermer çıkartarak sattığı anlaşılmaktadır.
Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 25/1/1995 tarih 202 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği ile, hazinenin özel mülkiyetinde ya da devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz malların Maliye Bakanlığından önceden izin alınmak suretiyle 2886 Sayılı Devlet İhale Kanununun 51/g maddesine göre pazarlık usulü ile ruhsat sahiplerine kiraya verilebileceği belirtilmiş bulunmaktadır.
3213 Sayılı Maden Kanununun 46. maddesinin 1. fıkrası Maden arama dönemi içerisinde arama sahası özel mülkiyete konu gayrimenkul üzerinde kullanma amacına münhasır olmak üzere belli süreler için madenci, Bakanlığa müracaat ile irtifak ve/veya intifa hakkı tesisi isteyebilir. 2. fıkrası irtifak ve/veya intifa hakkı karşılığı, Kamulaştırma Kanununa uygun olarak seçilecek bilirkişiler tarafından tespit edilir. 3. fıkrası Arama süresi sonunda işletme talebi söz konusu olduğu takdirde tesis edilen irtifak ve/veya intifa hakkının süresi işletme süresini geçmemek kaydıyla uzatılabildiği gibi yeni irtifak ve/veya intifa hakkı talebinde de bulunulabilir demektedir.
2886 Sayılı Devlet İhale Kanununun 51/g maddesine göre kullanışlarının özelliği, idarelere yararlı olması veya ivediliği nedeniyle kapalı veya açık teklif yöntemleriyle ihalesi uygun görülmeyen, devletin özel mülkiyetindeki taşınır ve taşınmaz malların kiralanması, trampa ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi işlerinin ihalesi pazarlık usulüyle yapılabileceği belirtilmiştir.
Yukarıda anılan madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, Maden Arama Ruhsatı alınan saha içinde kalan hazinenin özel mülkiyetinde ya da devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların ancak ruhsat sahibince kullanım bedeli karşılığında kiralandıktan sonra söz konusu sahada maden arama faaliyetinde bulunabileceği açıktır.
Nitekim Danıştay 1. dairesi de 8.2.2002 gün ve 2001/171 esas 2002/25 karar sayılı istişari görüşünde; hazinenin özel mülkiyetinde olan veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan maden arama, ön işletme ve işletme ruhsatlı sahalar içinde kalan taşınmazların kiraya verilmesinin mümkün olduğunu belirtmiştir.
Somut olayda; kadastro harici bırakılan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerde davalı, maden arama ruhsatına dayalı olarak faaliyet gösterip mermer taşı çıkartmıştır. Yukarıdaki açıklamalar itibariyle davalının bu yerde mermer ocağı işletebilmesi için maden arama ruhsatı içindeki sahayı davacıdan kiralaması gerekmektedir. Dava 22.7.2003 tarihli tutanağa dayalı bulunduğundan, taraflar arasında dava sırasında düzenlenen 11.12.2003 başlangıç tarihli mermer ocağı kiralama sözleşmesinin uyuşmazlığa bir etkisi bulunmadığı belirgindir. Yine aynı şekilde dava sırasında yürürlüğe giren ve 5177 sayılı yasanın 20. maddesiyle Maden Kanununun 46. maddesine eklenen ve kira, ecrimisil alınmayacağına ilişkin (ek) fıkrasının da uyuşmazlıkta uygulanması olanağı yoktur.
Davacı dava dilekçesinde malzeme ve yer kullanım bedeli istemiştir. Mahkemece davanın reddine gerekçe yapılan ve 10.6.2002 tarihli tutanak nedeniyle taraflar arasındaki benzer davada verilen dairemizin 2003/11294 esas ve 2004/334 karar sayılı kararının eldeki davada uygulanması olanaklı değildir. Zira o olayda sadece malzeme bedeli istenmiştir. Eldeki davada ise farklı olarak yer kullanım bedeli istemi bulunmaktadır. Davalı, kiralama yapmaksızın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yeri kullandığına göre davacıya yer kullanım bedeli ödemesi gerekmektedir. Maden arama ruhsatı, maden çıkarma ile ilgili olup izinsiz arazi kullanımını ve araziye verilen zararı kapsamaz. Davalı davacıdan izin almadan bu arazide madencilik faaliyetinde bulunduğuna göre bu eylemi nedeniyle davacıya karşı sorumludur. Maden Yasasının 14. maddesi gereğince devlete devlet hakkı ödenmesi de bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Şu durum karşısında yer kullanım bedeli istemine yönelik olarak istek ve zarar kapsamı incelenerek bu dava bölümü yönünden davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, mahkemece davanın tümüyle reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, 28.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy