(818 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Davacı B. A. vekili Avukat C. G. tarafından, davalı E. Ş. aleyhine 24.9.2003 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine dair verilen 11.3.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince; davacı, davalı tarafından yapılan Şimdi burada A. Hoca ve grubunun sadece şantaj yapmak değil... bir şantaj çetesi olduğunu organize çalıştıklarını... A. Hoca ve grubunun... bundan sonraki genç kızlara tuzak kuracak genç kızlara erkeklere... bu insanların gerçekten şantaj yaptıklarını, bana da yaptıklarını ileride nice anne babaların kızlarına erkek çocuklarına da yapacaklarını... daha önce benim eski avukatıma şantaj yapan... üç yıldır mahkemede, DGM salonlarını şov alanına çevirdiler... şantaj şebekesi olan bir çetenin yanından yer alan onların kullandığı insansın sen bu kadar... seks kaseti demeyelim ama, sanki orada fuhuş yapıyormuş gibi olan bir kaset ama aslında cinsel hiçbir ilişki olayı yok ama kasette öylesine bir kaset yayınlandı... bizim grubumuza girmezsen zaten biz işte bunları basına dağıtacağız şeklinde tehditler yaptılar... sonra belli bir süre kapımın önünde arabalar beklemeye başladı acayip derecede taciz edilmeye başlamıştım biçimindeki açıklamaların ile kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı ise, dava dilekçesinde kişilik haklarına yönelik doğrudan doğruya herhangi bir saldırıdan söz edilmediğini, röportajlarda davacının adının söylemediği gibi davacıyı anımsatacak herhangi bir imada bulunulmadığını, davacını aktif husumet ehliyeti olmadığını, manevi tazminat davasını doğrudan doğruya zarar görenin açabileceğini, yansıma yolu ile tazminat istenemeyeceğini ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının açıklamalarında davacının adının geçmediği, kişiliğine yönelik açıklamada bulunulmadığı, yansıma yolu ile manevi tazminat istenemeyeceği, davalının DGM'de görülen dava nedeniyle sorulan hususlara yakınma biçiminde cevaplar verdiği, bu açıklamalarda adı geçmeyen davacının sadece DGM'de görülen davada adı geçtiği için tazminat isteyemeyeceği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde davalı hakkında açık biçimde, kendisine karşı olan eylem nedeniyle ceza davası açıldığını belirememiş ise de, Bilim Araştırma Vakfı mensubu olduğunu, davalının da bu Vakıf mensuplarına karşı iftira suçunu işlediğini, bundan dolayı çeşitli savcılıklarca pek çok ceza davaları açıldığını ileri sürmüştür.
Gerçekten de, eldeki dava ve bunun benzerlerini oluşturan diğer dava dosyalarında, bazı davacılar tarafından yapılan şikayetler üzerine davalı hakkında iftira suçundan dolayı kamu davaları açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı da iddiasında, davalının bizzat kendisine karşı işlediği iftira suçundan değil adı geçen vakıf mensuplarını hedef açıklamalarda bulunduğunu ileri sürmektedir. Davacı, kendisinin de Bilim Araştırma Vakfı mensubu olduğunu iddia ettiğine göre davalı hakkında açılmış bulunan ceza davalarının bu dava ile ilgisi ve bağlantısı bulunduğu kabul edilmelidir.
Şu durumda, ceza mahkemelerindeki davaların sonucunun eldeki bu davayı etkileyecek nitelikte bulunduğu gözetilerek, o davaların sonucu beklendikten sonra ortaya çıkacak duruma göre karar vermek gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönlerin gözetilmemiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA; davalının temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy