(1086 S. K. m. 87) (3065 S. K. m. 20)
Dava: Davacı Sabahattin Ataalp vekili Avukat Salih Özdoğanlar tarafından, davalı Kılıç Ürek aleyhine 24.4.1998 gününde verilen dilekçe ile haksız haciz nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece istemin kısmen kabulüne dair verilen 30.9.2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 11.3.2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekilleri Avukat Mehmet Çakır ve Murat Akıncı ile karşı taraftan davacı asil Sabahattin Ataalp ve vekili Avukat Salih Özdoğanlar geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız haciz nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacı, davalının başlattığı haksız haciz ve icra takipleri sonucu taşınır ve taşınmaz mallarının haczedilip satıldığını, açtığı menfi tespit davası sonunda davalıya borçlu olmadığının tespit edildiğini belirterek uğradığı zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı uğradığı zararın ödetilmesi amacıyla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ilk davayı açmış, zararının daha fazla olduğunu ileri sürerek ek dava açmış ve bu ek davada da fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur. Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine davacı, saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklarından dolayı ıslah dilekçesi vererek istediği tazminat miktarını artırmıştır. Islah dilekçesi üzerine davalı tarafından zamanaşımı def'i ileri sürülmüş, ancak mahkemece bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 87. maddesinde yer alan Müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyid edemez biçimindeki düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle ıslah yolu ile talep sonucunun değiştirilebilmesi mümkün hale gelmiştir. Eldeki davada davacı ortaya çıkan bu olanaktan yararlanmak suretiyle ıslah dilekçesi verip asıl dava dilekçesindeki talep sonucunu artırmıştır. Davacının ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü istem, ıslah yolu ile talep sonucunun artırılması şeklinde olsa da yeni bir dava niteliğindedir. Her davada olduğu gibi ıslah edilen miktar yönünden de davalının itiraz ve def'iler ileri sürme hakkı bulunmaktadır. Davalı ıslah edilen miktar yönünden zamanaşımı def'inde bulunduğuna göre yerel mahkemece davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'i konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Kabul biçimi yönünden ise; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesinde; bu tarifede yer alan ücretlere 3065 Sayılı Yasa hükümleri gereği katma değer vergisi ayrıca ilave edilir denilmekte ise de, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Yasası'nın 20/4. maddesinde, belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile biletle tahsil edilen hallerde tarife ve bilet bedeli, katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez. hükmü ile Anayasa'nın 73. maddesinde belirtilen vergi, resim harç ve benzeri yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. şeklindeki yasa maddelerinin bu düzenleniş biçimine karşın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesindeki düzenleme biçiminin yer almış bulunması, normlar arasında aykırılık yaratmıştır. Bu gibi durumlarda ve yargılama hukuku bakımından öncelikle göz önünde tutulacak hüküm, Anayasa kuralıdır. Yukarıda yazılı olan Anayasa kuralına dayanılarak çıkarılan 3065 sayılı yasanın 20/4. maddesinde, yukarıda açıklandığı üzere, bu nitelikteki tarifelerde öngörülen miktarın içinde Katma Değer Vergisi'nin de bulunduğu, diğer bir ifade ile Katma Değer Vergisi'nin, tarifede belirlenen miktar içinde yer aldığı belirtilmiştir. Şu durumda, yasa hükmü gözetildiğinde, tarifedeki ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi'nin eklenmemesi gerektiği kabul edilmek gerekir.
Mahkemenin yukarıda yazılı olan bu yasal düzenlemeleri gözetmeden, tarifede belirlenen ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi eklenmesi biçiminde vardığı sonuç da usul ve yasaya aykırı bulunduğundan karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalı vekilleri için takdir olunan 375.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy