(5680 S. K. m. 16)
Dava ve Karar: Davacı O.D. vekili Avukat S.A. tarafından, davalı A.U. ve A.D. aleyhine 02.08.2000 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.04.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, 5.000.000.000-TL manevi tazminat istemi ile dava açmıştır. Mahkemece verilen 13.12.2000 tarihli ve 2000/520-747 sayılı ilk kararda, davacı yararına 1.500.000.000-TL hüküm altına alınmış ve davalıların temyiz istemi üzerine, dairemizin 20.02.2002 günlü ve 2001/11201-2002/2164 sayılı ilamı ile:
...Yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiş ve tazminat miktarı belirlenirken hem davacının olumsuz davranışının eleştirilmesi nedeniyle kullanılan cümleler hem de üçüncü sanık olduğu iddiasının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu belirtilmiştir. Oysa sadece üçüncü sanık iddiası nedeniyle tazminata hükmedilmesi gerekirdi.
Tazminat miktarı da buna göre belirlenmelidir. Bu yönün gözetilmemiş olması bozma nedenidir... gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrasında, mahkemenin 24.12.2002 gün ve 2002/451-874 sayılı kararı ile tazminat isteminin kısmen kabulüne ve 4.000.000.000-TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiş; davalıların temyiz istemi üzerine, dairemizin 23.12.2003 gün ve 2003/13095-15228 sayılı ile: ...Davacı birden fazla olguya dayanarak tazminat isteminde bulunmuş ancak sadece 12 Mart döneminde öldürülen doktorun üçüncü sanığı olduğu iddiası nedeniyle tazminata hükmedilmesi gerektiği ve tazminat miktarının buna göre belirlenmesi için mahkeme kararı bozulmuştur. Yerel mahkemece uyulan bozma ilamının davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşturacağı gözetilmeksizin bozma öncesi hükmedilen fazla miktardan manevi tazminata karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup kararın yeniden bozulması gerekmiştir... gerekçe gösterilerek yine bozma kararı verilmiştir.
Bu bozma üzerine mahkemece, temyiz istemine konu karar verilmiş ve davacı yararına 1.500.000.000-TL manevi tazminat hüküm altına alınmıştır.
İlk bozma kararında, iki ayrı olgu nedeniyle hukuka aykırılığın benimsenmesinin doğru olmadığı; yalnızca, yazıda yer alan davacının bir doktorun öldürülmesi olayının üçüncü sanığı olduğuna ilişkin savın kanıtlanmadığı ve bu nedenle hukuka aykırılığın mevcut olduğu; takdir edilecek manevi tazminatın da buna göre belirlenmesi gereğine işaret edilmiştir. Mahkemece, ilk kararda iki ayrı hukuka aykırılık nedeniyle 1 -500.000.000-TL'ye hükmedilmesine karşın; yukarıda yazılı gerekçelerle yapılan ve uyulan bozma ilamı sonrasında da aynı miktarda tazminata karar verilmiştir. Şu durumda, mahkemece bozma ilamına uyulmakla beraber; hüküm altına alınan miktar itibariyle bozma gereği yerine getirilmemiştir. Karar, bu bakımdan doğru görülmemiş ve bu nedenle üçüncü defa kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy