(1086 S. K. m. 319, 438, 576) (4721 S. K. m. 24)
Dava: Davacı I.C.M. vekili Avukat A.T. tarafından, davalı N. K. aleyhine 28.6.2002 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 17.2.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili Avukat A.T. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-) Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, Avcılar İlçesi Protestan Kilisesi sorumlusu olup polis tarafından gözaltına alındığını, gözaltında iken kötü muamele görmesi nedeniyle faili hakkında Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığını, adı geçen mahkemenin Hakimi olan davalının adaletin gecikmesine neden olduğundan hakkında İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/3095 Esas sayılı dosyası ile HUMK'nun 573. maddesi uyarınca manevi tazminat davası açtığını, bu davanın yargılaması sırasında davalının davaya verdiği 29.03.2002 havale tarihli cevap dilekçesi ile yasa dışı yollarla Kilise kurmak ve idare etmekle, ayrıca Türk yargısı ve Emniyetinin işkenceci olarak tanıtmak amacında olduğunu belirterek savunma sınırını aştığını, kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı ise cevap dilekçesi ile davacıya hakaret etmediğinden davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının dilekçesinin savunma içerikli bulunduğunu, kullanılan dil ve ifadenin manevi tazminatı haklı gösterecek unsurları taşımadığından davanın reddine, ayrıca HUMK'nun 576/2. ve 319. maddeleri uyarınca 1 milyar lira tazminatın davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK'nun 576/2 maddesi uyarınca tazminata hükmedebilmesi için davalı hakimin hakimlik görevini yaparken yargısal faaliyeti nedeniyle vermiş olduğu zarar için açılmış bir tazminat davasının bulunması gerekir. Somut olayda davalı hakimin hakimlik faaliyetinden dolayı açılmış olan başka bir tazminat davasında vermiş olduğu cevap dilekçesindeki sözleri nedeni ile davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiası ile açılmış bir dava bulunmaktadır. Bu dava, davalının hâkimlik sıfatından ve yargısal görevinden dolayı açılmış bir dava değildir. HUMK'nun 319. maddesi uyarınca tazminata hükmedebilmesi için de bir senedin sahteliği iddiası ile dava açılıp davanın reddine karar verilmesi gerekir. Açıklandığı üzere bu dava her iki duruma da uymamaktadır. HUMK'nun 576/2 ve 319. maddelerinin dava konusu olayla ilgisi bulunmadığından, davalıya 1 milyar lira tazminata hükmedilmesi doğru değildir. Bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan "HUMK'nun 576/2 ve 319. maddeleri uyarınca takdir olunan 1.000.000.000.TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine" sözcük dizisinin çıkarılmasına, diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenle reddi ile kararın düzeltilmiş bu biçimi ile ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy