(3213 S. K. m. 14, 46) (2886 S. K. m. 51) (Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No: 202) I - Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil Ve Tahliye Yönetmeliğinde Yapılan Değişiklikler)
Dava: Davacı Hazine temsilcisi Salih Taşdemir tarafından, davalı Mustafa Özdemir aleyhine 26.7.2002 gününde verilen dilekçe ile devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazdan davalının maden arama ve ön işletme ruhsatına dayanarak ancak kiralama yapmadan malzeme çıkarması nedeniyle hazine taşınmazı zarar gördüğünden malzeme ve kullanım bedelinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 3.6.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı temsilcisi tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalının mermer arama ve mermer ön işletme ruhsatına dayanarak, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlarda kiralama yapmadan faaliyette bulunduğunu, buradan çıkardığı bilek taşlarını piyasaya pazarladığını, hazine taşınmazının zarar gördüğünü belirterek kullanım ve malzeme bedelinin ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, nizalı taşınmazın davalıya ait maden arama ve ön işletme ruhsatı kapsamında kaldığı, maden sahasından çıkartılan madenlerden dolayı devlet hakkının ödenme şekli Maden Yasa'sının 14. maddesinde belirtildiğinden, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ruhsat sahasının kiralanmamış olmasından dolayı davalının çıkardığı madenin değerinin istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden; davalının 3213 Sayılı Maden Yasası gereğince, arama ve ön işletme ruhsatı ile kendisine ayrılan maden sahasından sanayi hammaddesi niteliğinde, kesilip parlatılarak kullanılacak olan mermer madeni çıkartması gerekirken kaldırım taşı üretimi yaparak sattığı anlaşılmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan yasa ve genel tebliğ hükümlerinden Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün 25.1.1995 tarih ve 202 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliği ile, Hazinenin özel mülkiyetinde ya da devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz malların Maliye Bakanlığı'ndan önceden izin alınmak suretiyle 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 51/g maddesine göre pazarlık usulü ile ruhsat sahiplerine kiraya verileceği belirtilmiş bulunmaktadır.
Yine 3213 Sayılı Maden Kanunu'na göre, Hazinenin özel mülkiyetinde ya da devletin hüküm ve tasarrufu altındaki arazilerin yıllık kira bedeli belirlenirken ocaktan çıkan malzemenin bedeli değil, sadece arazinin kullanım bedelinin dikkate alınarak takdir edileceği belirtilmiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrası Maden arama dönemi içerisinde arama sahası özel mülkiyete konu gayrimenkul üzerinde kullanma amacına münhasır olmak üzere belli süreler için madenci, bakanlığa müracaat ile irtifak ve/veya intifa hakkı tesisi isteyebilir., 2. fıkrasında ise irtifak ve/veya intifa hakkı karşılığı Kamulaştırma Kanunu'na uygun olarak seçilecek bilirkişiler tarafından tespit edilir., 3. fıkrasında da Arama süresi sonunda ön işletme talebi söz konusu olduğu takdirde tesis edilen irtifak ve/veya intifa hakkının süresi ön işletme süresini geçmemek kaydıyla uzatılabilir. denilmektedir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 51/g maddesine göre kullanışlarının özelliği, idarelere yararlı olması veya ivediliği nedeniyle kapalı veya açık teklif yöntemleriyle ihalesi uygun görülmeyen, devletin özel mülkiyetindeki taşınır ve taşınmaz malların kiralanması, trampa ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi işlerinin ihalesi pazarlık usulüyle yapılabileceği belirtilmiştir.
Yukarıda anılan madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, maden ruhsat sahası içinde kalan Hazinenin özel mülkiyetinde ya da devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların ancak ruhsat sahibince kullanım bedeli karşılığında kiralandıktan sonra söz konusu sahada faaliyette bulunabileceği açıktır.
Somut olayda, davalı maden ruhsatına dayalı olarak faaliyet gösterirken, ruhsat almış olduğu sahayı kiralaması gerekir. Dava dilekçesinde, yer kullanım bedeli istendiği de anlaşılmaktadır. Davalı, kiralama yapmaksızın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yeri kullandığına göre davacıya yer kullanım bedeli ödemesi gerekmektedir. Maden arama ruhsatı, maden çıkarma ile ilgili olup izinsiz arazi kullanımını ve araziye verilen zararı kapsamaz. Davalı, davacıdan izin almadan bu arazide madencilik faaliyetinde bulunduğuna göre bu eylemi nedeniyle davacıya karşı sorumludur. Maden Yasa'sının 14. maddesi gereğince devlete devlet hakkı ödenmesi de bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Şu durum karşısında yer kullanım bedeli istemine yönelik olarak istek ve zarar kapsamı incelenerek bu dava bölümü yönünden davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, mahkemece davanın tümüyle reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA 07.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy