(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı Elif H. vekili Avukat Mahmut U. tarafından, davalı Beypazarı Karakoca Maden Suyu İşl. Ltd. Şti. aleyhine 11.4.2000 gününde verilen dilekçe ile üretilen maden suyu şişesinin patlaması sonucu yaralanma nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 7.10.2004 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı Elif H.'ye velayeten Ali ve Şener H. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 19.4.2005 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat Mahmut U. ile karşı taraftan davalı şirket vekili Avukat Murat A. ve ihbar olunan şirket vekili Avukat Özcan Güner G. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Küçük Elif'e velayeten dava açan davacılar, davalı tarafından şişelenen maden suyunu satın aldıklarını, maden suyu şişesinin davacı küçüğün elinde iken patladığını, cam kırıklarının saplanması nedeniyle bir gözünde görme bozukluğu meydana geldiğini belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonunda istem reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Dosya kapsamına göre davalı tarafından şişelenen maden suyu davacı küçük tarafından eline alınmış ve yanında kimsenin olmadığı bir sırada patlamıştır. Oluşan cam parçalarının davacı küçüğün gözüne sıçraması sonucu davaya konu yaralanma meydana gelmiştir. Olay sonrası düzenlenen tedavi belgeleri incelendiğinde Sağlık Bakanlığı Ankara Hastanesinin Göz Kliniğinin 2.12.1999 tarihli müşahede raporunda hikaye kısmında gözdeki arazın şişe patlamasından meydana geldiği yazılıdır. Şu haliyle küçüğün yaralanmasının şişe patlamasından meydana geldiği kabul edilmelidir. Sorun şişenin imalat hatasından mı, yoksa bir yan darbe vs. sonucu mu patladığı konusundadır.
Daha önce mahkemece verilen karar bu hususun açıklığa kavuşturulması için bozulmuştur. Bozmaya uyulduktan sonra alınan 8.4.2004 tarihli bilirkişi raporunda patlamanın çeşitli varsayımlardan kaynaklanabileceği belirtilmiştir. Şöyle ki;
a) Şişenin imalatı sırasında tavlama uygun bir şekilde yapılmadığı takdirde cam malzeme de stres yoğunlaşması meydana gelebilir. Ayrıca imalat sırasında cam malzemede habbeler oluşabilir. Kazalının gözünden yaralanmasına sebep olan şişe ise imalat sırasında tavlamanın iyi yapılmaması sonucu stres yoğunlaşmasının olduğu hatalı bölgelere sahip olabilir. İmalat sırasında şişe üzerinde oluşan böyle hatalı bölgeler şartlar oluştuğunda ani ve çok parçalı şekilde parçalanır. Şişenin içinde gaz olması sebebiyle parçalanma patlama şeklinde olacaktır.
b) Şişe imal edildikten sonra imal edildiği yerden maden suyunun tüketileceği yere getirilinceye kadar çeşitli sebeplerle cam üzerinde görülemeyen çizikler meydana gelebilir. Bu çizikli bölgeler şişenin zayıf bölgeleridir ve uygun şartlar ve darbe oluştuğunda bu bölgelerden parçalanması ve gaz basıncı ile patlaması mümkündür.
c) İmalat hatası olmasa bile evde şişenin bir yere şiddetli bir şekilde çarpması sonucu şişenin parçalanarak patlaması mümkündür.
Dinlenen davacı tanıklarından şişenin alındığı Kırıkkale-Yimpaş'da olay tarihine yakın zamanlarda çalışan Tekin Ünsal da beyanında 1999 yılında Beypazarı maden suyu şişelerinden iki tanesinin (birinin reyonda, diğerinin kasa önünde) patladığını ifade etmiştir. Davalılar da bunun aksini kanıtlayacak herhangi bir kanıt getirmemişlerdir.
Tüm olgular birlikte değerlendirildiğinde zararla davalı eylemi arasında illiyet bağı olduğu görülmektedir. Zarar kapsamı belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Ayrıca küçüğe velayeten dava açan ana-babanın bölüşük kusuru da değerlendirilmelidir.
Anılan yön gözetilmeden yazılı şekilde verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve temyiz eden davacılar yararına takdir olunan 400,00 YTL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 19.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy