(818 S. K. m. 41, 42, 43)
Dava: Davacı Türk Telekomünikasyon A.Ş. vekili Avukat Sabri Aklar tarafından, davalı Milli Savunma Bakanlığı aleyhine 1/12/1998 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 2/6/2005 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece verilen kararın dairece bozulması üzerine, mahkemece bozmaya uyularak verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Bakanlığa ait unimog araca, davalı şirkete ait su römorku takılmak suretiyle kullanılırken, bu römorkun arka tekerinin fırlaması sonucu dava dışı bir er ölmüş, ölenin yakınları bu davanın tarafları aleyhine tazminat davası açıp kazanmış, ölenin yakınlarının uğradığı zararın, bu davanın tarafı olan tüzel kişilerce ödetilmesine hükmedilmiş, bu karar Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Şu durumda kesinleşen yargı kararı ile bu davanın her iki tarafının da somut olayda kusuru bulunduğu kesinleşmiştir. Her ne kadar yerel mahkemece ilk kararda davalı Bakanlığın kusuru olmadığından dava reddedilmiş ise de dairece bu karar davalının kusurunun araştırılması yönünden bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkeme bu kez, işleten davalı olduğundan ve kusursuzluğunu ispatlayamadığından zarardan tamamen davalının sorumluluğuna hükmetmiştir.
Ölen erin yakınları tarafından Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada, zararın bu dosyanın tarafı olan tüzel kişilerce ödenmesine karar verilmiş ve bu karar derecattan geçerek kesinleşmiştir. Şu durumda somut olayda her iki tarafın da kusuru olduğu anlaşılmıştır. Davacı zarar görenlerin zararını karşılayıp diğer sorumlu davalıdan ödediği miktarı bu rücu davasında istediğine ve zarardan her iki tarafın da sorumlu olduğu kesinleşmiş yargı kararına göre belirlendiğine göre, rücu da herkes kendi kusurundan sorumlu olacağından tarafların kusur durumu belirlenerek uyuşmazlık çözümlenmelidir. Şu durumda mahkemece daha önce kusurlu bulunup tazminata mahkum edilen davacının bu dosyada kusursuz sayılması önceki yargı kararı ile çelişki oluşturur. O halde mahkemece yapılacak iş, mevcut delillere göre tarafların kusurunu belirleyerek hüküm altına almaktan ibaret olup, yazılı gerekçe ile verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, 13.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy