(818 S. K. m. 41, 43, 44)
Dava ve Karar: Davacı Hamdi vekili tarafından, davalı Sadık ve diğerleri aleyhine 22.03.2000, 02.11.2001 ve 21.10.2004 gününde verilen dilekçeler ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.12.2004 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan Sadık, Ali ve Erdinç vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 21.03.2006 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan Erdinç vekili geldi, diğer davalılar ile karşı taraftan davacı adlarına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özelikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, kararı Remzi dışındaki davalılar temyiz etmişlerdir.
Davacı, trafik kazası nedeniyle uğradığı zararı; dava, birleşen dava ve Islah dilekçesi ile istemiştir. Dava dilekçesinde davacının daimi işgücü kaybına uğradığı belirtilerek 6.000.000.000.-TL. manevi tazminat istenmiş iken bu kez Islah dilekçesi ile de daimi işgücü kaybına uğradığı belirtilerek manevi tazminat miktarı 15.000.000.000 liraya çıkartılmış ve yerel mahkemece 14.000.000.000.-TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Manevi tazminat, olaydan duyulan elem, üzüntü ve acının karşılığı olup, niteliği itibariyle bölünemez ve sonradan artırılamaz. Yerel mahkemece manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gözetilmeden artırılan manevi tazminat miktarına göre karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davacının arkadaşı olan davalı Erdinç'in aracında hatır yolcusu olduğu ceza dosyası ve buradaki tanık beyanı ile anlaşılmış olduğu halde hükmedilecek maddi ve manevi tazminat miktarı belirlenirken bunun gözardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, davalı Erdinç'in alkollü yemek sonrası aracı kullandığı ve davanın da Erdinç'in alkollü olduğunu bildiği halde araca bindiği sabit olduğundan bu hususun davacının bölüşük kusuru olduğunun kabulü ile hükmedilecek tazminatlardan Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44. maddesi gereğince uygun bir miktar indirim yapılmaması da doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
4- Davacı tarafın, zorunlu mali sorumluluk sigortası nedeniyle davalılara ait araçların sigorta şirketlerinden ödeme yapılıp yapılmadığı da usulünce araştırılarak, ödeme varsa belirlenen tazminattan düşülmesi gerekirken bu yönün gözardı edilmesi de bozma nedeni yapılmıştır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2, 3 ve 4 no'lu bentlerde gösterilen nedenlerle davalılar Sadık, Ali ve Erdinç yararına BOZULMASINA, davalıların diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1 no'lu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılardan Erdinç yararına takdir olunan 450,00.-TL. duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy