(818 S. K. m. 53)
Dava: Davacı Kemal Mert vekili Avukat Mehdi Arı tarafından, davalı Ziya Aslan aleyhine 18.5.2004 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 5.10.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, davalıya ait ev eşyalarının davacı hamal tarafından taşınması sırasında yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının ev eşyalarının taşınması için dava dışı bir nakliyeci ile yaptığı anlaşma nedeniyle taşıma işini üstlenen nakliyecinin davacıyı hamal olarak tuttuğu, taraflar arasında sözleşmenin bulunmadığı gibi davalının olayın meydana gelmesinde her hangi bir haksız fiilinin de olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Ziya Aslan hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek suçundan dolayı açılan Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/164 Esas sayılı kamu davasında, eşyalarını kamyondan indirmek için tutmuş olduğu hamalın eşyaları kamyondan tehlikeli biçimde indirmemesi için yeterli biçimde gözetim ve denetimde bulunarak kamyonun arka kapağını açtırmak suretiyle ve kamyon dış kenar kısmına veya kamyon üzerindeki eşyaları yerde bulunan çalışanlara vermek suretiyle indirilmesi halinde davacının ayağının boşluğa gelmeyeceği, böylece davalının gerekli kontrol ve titizliği göstermemesi nedeniyle olayda 2/8 oranında, yaralının da yaşı itibariyle eşya indirme işinde hamal olarak çalışan tecrübeli biri olduğu, eşyayı taşırken ayağını koyacağı yeri görmeden atmaması gerektiğinden eylemi nedeniyle 6/8 oranında kusurlu oldukları bilirkişi raporuyla belirlenmiştir. Bu yaralanma olayı nedeniyle davalının mahkumiyetine karar verilmiş ve karar taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Her ne kadar Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi metninde ceza mahkemesince verilen kararların Hukuk Hakimini bağlamayacağına dair açık bir hüküm yoksa da bu maddenin genel yorumundan ve özellikle son cümlenin karşı anlamından ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararlarındaki fiilin hukuka aykırılığının ve illiyet bağını saptayan maddi vakıa konusundaki kabulün Hukuk Hakimini de bağlayacağı hem bilimsel hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Ceza mahkemesi kararı ile davalının bu suçu işlediğine ilişkin olgu karşısında eldeki davada bu hususun yeniden tartışılması uygun değildir. Yukarıda anılan ilkeler ve kusur tespiti dışında bu maddi olgular ışığında yaralanma olayıyla ilgili davalının Ceza Mahkemesinde yargılanıp suçlu bulunarak mahkum olması nedeniyle tazminat ile sorumlu olmadığına karar verilemez.
Mahkemece açıklanan yön gözetilmeksizin davalı hakkındaki davanın illiyet bağı bulunmadığından reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 14.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy