(818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı Mehmet Ali Akgül vekili Avukat Şaylan Çığgın tarafından, davalı Hasan Celal Güzel aleyhine 21.11.2002 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.9.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalının 21.8.2002 tarihindeki basın toplantısında kullandığı sözleri; yine, aynı tarihte dava dışı Flash Televizyonu'ndaki davalı beyanları ve aynı dönemde gazetelerde davacıya atfen yayımlanan ifadeleri gerekçe göstererek, kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürmüş ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur.
Mahkemece, 21.8.2002 tarihli basın toplantısında kullanılan sözler nedeniyle hukuka aykırılık benimsenmiş; dava konusu edilen diğer iki olgu bakımından ise, hukuka aykırılığın bulunmadığı ve davalının sorumlu tutulamayacağı belirtilerek yazılı biçimde karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, gerek basın toplantısında ve gerekse de aynı tarihte yapılan televizyon yayınında davalı tarafından aynı ifadelerin kullanıldığı görülmektedir. Diğer yandan, bu sözlerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğini taşıdığı ve hukuka uygunluk nedeninin de bulunmadığı açıktır. Mahkemece, aynı nitelikteki eylemler bakımından bir istemin kabulü, diğerinin ise reddi açık çelişki niteliğindedir. Şu durumda, dava konusu edilen 21.8.2002 tarihli televizyon yayınında kullanılan sözler nedeniyle de uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Karar, bu bakımdan doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda 2 nolu bentte gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA; tarafların öteki temyiz itirazlarının 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 12.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy