(818 S. K. m. 50, 51)
Dava: Davacı Milli Savunma Bakanlığı vekili Avukat A.A. vd. tarafından, davalı Murat aleyhine 17.03.2004 gününde verilen dilekçe ile 2330 Sayılı Yasa uyarınca ödenen nakdi tazminatın rücuen tahsilinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.06.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, 2330 Sayılı Yasa uyarınca ödenen nakdi tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece istem kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının er olarak askerlik hizmetini yaparken kullandığı askeri aracın devrilmesi nedeniyle araçta bulunan er Metin'in yaralandığı ve yaralanan ere 2330 Sayılı Yasa uyarınca nakdi tazminat ödenmesine karar verilip, ödendiği iddiasına dayalı olayda 5/8 oranında kusurlu bulunan davalıdan ödenen nakdi tazminatın kusuru oranında rücuen tahsili istenmektedir.
Davaya konu olay 24.10.2001 tarihinde meydana gelmiştir. Nakdi Tazminat Komisyonu ise 18.09.2003 tarihinde karar tarihindeki ücrete göre belirlenen nakdi tazminatın ödenmesine karar vermiştir. Uyuşmazlık haksız eylemden kaynaklandığına göre davalı olay tarihindeki ücrete göre hesaplanacak tazminattan sorumlu tutulmalıdır. Mahkemece anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Dava, askerlik hizmeti dolayısıyla verilen zarar nedeni ile müteselsil sorumlu Devletin ödediği tutarın, öteki sorumluya rücuuna ilişkindir.
Rücuun amacı, birlikte sorumlular arasında hakkaniyete göre denge kurmaktır. BK'nun 50. maddesi, hakimin takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamım hakim takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarım düzenlemiş ise de onu izleyen 51. maddedeki birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli teselsülde de hakim, rücu kapsamım takdir durumundadır.
Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet, onunla birlikte değerlendirilmesi gereken öğelerdendir. Davalı, Anayasa'nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik ödevi sırasında kusuru ile zarara yol açmıştır. Hizmetin karşılığında ücret almaması ve Anayasal ödevde bulunması dolayısıyla onun, tazminatın tümüyle sorumluluğu durumunda hakkaniyet öğesi, kapsam belirlemede dikkate alınmamış olma sonucunu doğurur. Şu durum karşısında anılan öğe değerlendirmeye katılarak tazminattan belirli bir indirim yapılmak üzere yerel mahkeme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) ve (3) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy