(2709 S. K. m. 74)
Dava: Davacı C.E. vekili Avukat M.H. B. tarafından, davalı C.K. aleyhine 16.04.2004 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 21.12.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, hakkında soruşturma yaptığı davalının, kasıtlı olarak kişilik haklarına saldırıda bulunmak amacıyla yaptığı işlemlerin yasal olmadığını ileri sürerek şikayetçi olduğunu belirterek kişilik haklarına saldırıda bulunulması nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı ise, şikayet dilekçesindeki iddiaların doğru olduğunu, davacının yaptığı başka soruşturmalarda benzer uygulamalarda bulunduğu için cezalandırıldığını ve tazminat ödemeye mahkum edildiğini öğrendiği için ihbar dilekçesi yazdığını, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunmadığını belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, şikayet hakkını kullanma sınırlarının aşıldığı benimsenerek istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Şikayet hakkı Anayasa'da düzenlenmiş bir haktır. Şikayet hakkının kullanılması nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığını ileri sürerek şikayet edilenler tarafından açılan tazminat davalarında şikayet hakkının dolaylı da olsa bazı olgu ve emarelere dayalı olarak kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalıdır. Herhangi bir emare olmaksızın şikayette bulunulması halinde şikayet hakkının kötüye kullanıldığı, şikayet konusu iddiaların doğruluğunu tam olarak kanıtlamamakla birlikte şikayette bulunmayı haklı gösterebilecek bazı olgu ve emareler bulunması durumunda ise şikayet hakkının hak arama özgürlüğü sınırları içinde kullanıldığı sonucuna varılmalıdır.
Davaya konu edilen işte; İçişleri Bakanlığı Başmüfettişi olan davacının, davalı hakkındaki ... Belediyesi'nde kurulu bulunan siyasi ve sosyal görüşten kaynaklanan amaçla cürüm işlemek için oluşturulan teşekküle dahil olmak, bu teşekkülün eylemleri kapsamında zimmet ve kamu kurumlarını dolandırmak suçlarını işlediği yönündeki iddiaları soruşturmak üzere görevlendirildiği, davalının İçişleri Bakanlığı'na verdiği şikayet dilekçesinde davacının; DGM dosyasında ikamet adresi mevcut olduğu halde kendisinin oturmadığı, anne-babasının oturduğu adrese normal yol yerine polis aracılığı ile tebligat yaptığını, yasaya aykırı olarak iki günü Cumartesi-Pazar'a gelen 5 gün süre vererek savunma hakkını kısıtladığını, itirazlarını dikkate almadığını, 5 yıl 3 ay öncesi döneme ilişkin dosyanın fotokopisini vermediğini, haklarında soruşturma yapılan diğer kişilerle birlikte bir odaya toplayarak kısa bir süre için inceleme imkanını zorla verdiğini, davacının kişisel kusuru bulunduğunu ileri sürerek hakkında gerekli incelemenin yapılmasını istediği anlaşılmaktadır.
Davalının şikayeti üzerine davacı hakkında başlatılan soruşturma sonunda hazırlanan raporda; davalının belediye kayıtlarındaki adresinde davalının anne-babasının oturduğunun tespit edildiği, tebligat için personel gönderildiği, davalının evde olmadığının anlaşıldığı, annesine haber bırakılması üzerine davalının belediyeye gelerek tebligatı aldığı 5 gün süre verilmesinin 4483 SY'nın 24/2. maddesine uygun ve süre belirlemenin müfettişin takdirinde olduğu, CMUK ve 657 Sayılı Kanun da belirtilen kısıtlatıcı sürelerin uygulanamayacağı, davalının imzaladığı tutanakla ön inceleme dosyasının tamamını incelediğini doğruladığı, DGM Cumhuriyet Başsavcısının A. Şirketler grubuna ait rapor ve belgelerin bilgileri dışında 3. kişilerin incelemesine verilmemesi konusundaki yazısı ve İçişleri Bakanlığı'nın 22.07.2002'de Kocaeli Valiliğine gönderdiği yazıda haklarında ön inceleme yapılanlara kendi ifadeleri ve bilirkişi raporları dışındaki belgelerin verilmesinin uygun olmadığı bildirildiğinden 5 yıl öncesine ait belgelerin fotokopisinin verilmemesinin keyfi bir işlem olmadığı, dosya valilik ve idare mahkemesindeyken istenildiği gibi ve istenilen sürede incelenmesinin mümkün bulunduğu belirtilerek davacı hakkında işlem yapılmasına yer olmadığı belirtilmiştir.
Hakkında soruşturma yaptığı ... Belediye Başkan Yardımcısına hakaret ederek tehdit ve baskı uyguladığı, yasalara aykırı olarak görevden aldığı, uzun süreli yıllık izne ayrılmasını talep ederek İcraata karıştığı, soruşturma dışında bulunan kişilerin bilgi sahibi olmasına imkan verdiği, binlerce sayfalık tutanak suretlerini ve sair evrakları kısa sürede isteyerek belediyenin çalışamaz hale gelmesine neden olduğu belirlenerek cezalandırılan davacı, bir kaymakam hakkında düzenlediği soruşturma raporunda kaymakam hakkında büyük sorumsuzluk ve duyarsızlık nitelemesi nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunduğu gerekçesiyle manevi tazminat ile sorumlu tutulmuştur.
Yerel mahkemece, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular birlikte değerlendirilerek, davacının, davalının hakkında yapılan soruşturma nedeniyle zarara uğrayacağını düşünerek yasaya uygun yöntemle şikayet hakkını kullandığı ve şikayet dilekçesinde davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacak nitelikte değerlendirmelerde bulunmadığı da gözetilerek istemin tümden reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesi 09.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy