(2709 S. K. m. 28) (5187 S. K. m. 1, 3)
Davacı H. Ç. vekili Avukat M. A. A. tarafından, davalı H. Gaz. Mat. A.Ş. aleyhine 23.6.2004 gününde verilen dilekçe ile Basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan doğan 15 milyar lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın 10 milyar lira üzerinden kısmen kabulüne dair verilen 30.12.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedenine dayalı manevi tazminata ilişkindir.
Davacı vekili, davalı gazetenin 15.10.2003 tarihli nüshasında yayınlanan B. ...'ne olduğunu açıkça ortaya koymaktadır başlıklı yazıda gerçek dışı beyanlarla ağır isnat ve ithamlarda bulunduğunu müvekkilinin kişilik haklarına ağır saldırıda bulunulduğunu ileri sürmüştür.
Davalı vekili ise dava konusu yazının, ... Genel Başkanı D. B. 14.10.2003 günü TBMM çatısı altında gerçekleştirildiği Grup Toplantısında yapmış olduğu konuşmanın kamuoyuna duyurulması niteliğinde bulunduğunu, davacının Eğitim Bakanı olup Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan 2547 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısının TBMM'de görüşülmesi aşamasında bu konuşulanın yapıldığını, siyasi içerik taşıyan bu eleştirilerin duyurulmasında kamu yaran bulunduğunu ve haber niteliğini taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yazıda yer alan bazı cümlelerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1 ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir, Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güven altına alındığı görülmektedir. Basma sağlanan güvencenin amacı, toplumun sağlıklı, mutlu güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretime, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması-genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın Özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda, hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Dava konusu yazı: ana muhalefet partisi olan ... Genel Başkanının parti grup toplantısında söylediği sözlerin yorum katılmaksızın aynen verilmesinden ibarettir. Muhalefet liderinin bir yasa tasarısı hakkındaki görüş ve eleştirilerinin açıklanmasına ilişkin sözlerinin basın ve yayın organlarınca kamuoyuna duyurulmasının basının Anayasa ile düzenlenmiş bulunan haber verme hakkı kapsamında kaldığı kuşkusuzdur. Aksinin kabulü, muhalefet liderinin sözlerinin basın ve yayın organlarınca sansür edilmesi sonucunu doğurur. Böyle bir uygulama ise demokratik toplumlarda kabul edilebilir bir durum değildir. Muhalefet liderinin söylediği sözler açıkça hakaret içermediği takdirde basının bu sözleri aynen yayınlaması basının haber verme hakkı kapsamında kalacağından hukuka aykırılık içermemektedir. Şu durumda davanın tümden reddi gerekirken kısmen kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy